Fleksör Karpi Radialis

Fleksör Karpi Radialis

Fleksör karpi radialis kası, içyan epikondil ve işaret parmağının tarak kemiğine tutunur (Şe¬kil 6.24). Fleksör karpi radialis, fleksör karpi ulnaris ile birlikte eli içe doğru bükmeye yarar.
Fleksör karpi radialis kası tetik noktaları, ağrılarını bileğin içine başparmağın tabanı yakını¬na yollar. Bu ağrı, genellikle bilek burkulması ile karıştırılır. Başparmak tümseğindeki kasların tetik noktaları da ağrıyı aynı noktaya yollar (1999, 753-754, 776).

El bükücü kasları kavrama, çevirme ve çekme hareketlerinin aşırı yapılmasından zorlanır. Bilek aşırı içe bükülmüş şekilde uyumak, bükücü kasların aşırı kısalmasına ve içlerinde tetik nokta oluşmasına yol açar (1999, 762).
Fleksör karpi radialis, iç ön kolun ortasında aşağıya doğru uzanır. Kasın karnı, dirsekten 10 cm aşağıdadır. En kötü tetik noktalardan bazıları dirseğin yakınındadır. Eli içe bükerek kasın yaılıtıl- mış kasılmasıyla yerini tespit edin (Şekil 6.25). Desteklenmiş başparmak tüm bükücü kasların ma¬sajı için iyi bir yöntemdir (Şekil 6.26). Giysi üzerinden uygulanan Knobble da iyi bir alettir. Sır¬tın arkasındaki kol ve topla duvar arasında bu kalın kasın derinlerine uygulanması gerekli basıncın sağlanması için en iyi yoldur (Şekil 6.27). En iyi etkiyi elde etmek için topu, dirseğin 6-10 cm al-tından başlatın ve tüm ön kol boyunca dirseğe kadar yuvarlayın.

Fleksör Karpi Ulnaris
Fleksör karpi ulnaris, medial epikondil ve eldeki küçük yuvarlak bir Ankara masaj olan pisiform ke¬miğe (nohut kemiği) tutunur. Bu kas, bileği içe eğmeğe yarar ayrıca ekstansör karpi ulnarise bileği ulnar tarafa bükmekte yardımcı olur.

Fleksör karpi ulnaris tetik noktaları, ağrılarını bileğin ulnar tarafına yollar (Şekil 6.28). Bi¬leğin ulnar tarafındaki ağrının fleksör karpi ulnaris veya ekstansör karpi ulnaristen ya da her ikisinden birden gelebileceğine dikkat edin. Buradaki tetik noktalar, elin üst ucu ve dirseğin iç kısmında ağrıya neden olur. Bu kas gergin olduğunda ulnar sinire basıp kavrama hareketin¬de zayıflama dört ve beşinci parmaklarda yanma ve uyuşukluğa neden olur (şekilde gösteril¬memiştir).
Kası bulmak için bileği ulnar tarafına doğru bükerek yalıtılmış olarak kasılmasını sağlayın (Şekil 6.29). Ulnar gövdesinin iç tarafı boyunca seyrettiğini gözleyin. Masaj için desteklenmiş başparmak veya duvara karşı top kullanın. Birden fazla tetik nokta bulunabilir; en kötüsü bi¬lekle dirseğin kabaca orta noktasında bulunur.
Palmaris Lorıgus
Palmaris lorıgus, medial epikondil ve elin avuç içi tarafındaki tendonların çoğuna tutunur. Parmakları birleştirme ve bileği bükmeye yardımcı olma işlevi vardır.
Palmaris longustaki tetik noktalar, avuç içinde yanma veya karıncalanma hissine neden olur (Şekil 6.30). Palmaris longusta tetik noktalar olduğunda avuç içine basınç uygulayan aletleri kullanmak aşırı ağrılı olur. On kol içyüzü alt kısmında da ağrı hissedilebilir.
mak ve parmak uçlarını bir araya getirerek kasılmasını sağlayın (Şekil 6.31). Palmaristeki tetik noktalar, kolun ortasından dirseğin iç tarafındaki kemik çıkıntısına (medial epikondil) kadar olan bölge arasında bulunabilir. Bunlara diğer bükücü kaslarda olduğu gibi desteklenmiş baş¬parmak, Knobble veya duvara karşı top tekniğiyle masaj yapabilirsiniz.
Fleksör Digitorum
Fleksör digitorumun derin ve yüzeysel olmak üzere iki kısmı vardır. Biri diğerinin üzerinde yer alır ve ön kol iç yüzünün iki ve üçüncü kas tabakalarım oluşturur. Fleksör digitorumun tendonları, alttaki parmak kemiklerine tu¬tunur (Şekil 6.32). Üst uçları ise ön kolun her iki kemiği ve medial epikondile tutunur.
Fleksör digitorum tetik noktaları, parmakların iç kısım¬larına keskin bir ağrı yollar ve bu çoğunlukla artrit veya kar- pal tünel sendromu olarak yanlış yorumlanır. Parmaklardaki kontrol edilemeyen seğirmeler, fleksör digitorum kası tetik noktaları yüzünden olabilir (1999, 765).
Fleksör digitorum sorunları, elin aletleri veya tenis rake¬ti, golf sopası, kürek gibi spor aletlerini kavrama hareketinin aşırı yapılmasına bağlıdır. Direksiyonu aşırı sıkı kavrayarak yapılan uzun bir yolculuk onları yorabilir. Devamlı makas kullanılan bir iş, bu kasları oldukça yorar. Bir müzik aleti çalarken parmaklarınızı çok yoğun kul¬lanarak da tetik noktaları başlatabilirsiniz.
Her iki kasın karınlarını kasarak bu kasları birbirinden ayırmak oldukça zordur. On kolun içyüzünün üst kısmında tetik noktaları arayın, çok derinde olabilirler. Desteklenmiş parmak veya Knobble ile masaj yapın. Eliniz sırtınızın arkasında, duvara karşı Lacrosse topuyla kaba ancak çok derin masaj yapabilirsiniz (Şekil 6.27).
Tetik parmak diye bilinen parmağın bükücüsünde kilitli kaldığı durumda parmakların elle birleştiği büklümlerin avuç içi tarafındaki hassas noktaya yapılan derin masajla iyi sonuç alına¬bilir. Tetik parmak, başparmak dahil tüm parmaklarda bulunabilir. Bükücü tendonunun kılı¬fı içinde sıkışmasına bağlı olarak tetik noktalar oluşabilir. Travell ve Simons’a göre tetik par¬mak, tek bir prokain enjeksiyonuyla “hemen ve kalıcı olarak” ortadan kalkabilir. (1999, 769).

Onaylanmış yeni bir istismar caydırıcı painkiller

(CNN) - ağrı kesici dünyasında, oksikodon ve nalokson garip bedfellows gibi görünüyor. Nalokson painkiller aşırı dozda ters kullanılır ise Oxycodone, güçlü bir ağrı kesici.

Çarşamba günü, Gıda ve İlaç İdaresi Targiniq ER denilen ikisini birleştiren bir ilaç, onayladı.

İlacın üreticisi, Purdue Pharma, kombinasyon amaçlanmıştır “dedi de istismar ve kötüye caydırmak yardım etmek için yeni bir yöntem tanıtırken acıyı hafifletmek.”

Opioid analjezikler denilen – - hidrokodon, morfin ve hidromorfin dahil Oxycodone güçlü ağrı kesici bir grup biridir. O beyinde reseptörlerine bağlanarak ağrı kesici içerir ağrı donuk hissi.

 

 

Peki neden Ankara masaj ile evlenmek? Basitçe söylemek gerekirse, Ankara masaj ağrı sağlamak kabiliyetini engelleme, bu aynı beyin reseptörleri üzerinde oksikodonu görevden olabilir.

Targiniq durumunda, bu hap ezilmiş olduğu zaman meydana gelir. Hap sağlam kalırsa, naloksan oksikodon işini yapmak için izin, uykuda yatıyor.

Böyle Targiniq gibi bir kötüye caydırıcı ağrı kesici onayı ABD’de ilaçların yaygın kullanımı göz önüne alındığında, hoş görünüyor. Amerika Birleşik Devletleri, bir 2010 Uluslararası Narkotik Kontrol Kurulu raporuna göre, dünyanın en oksikodonun% 83 ve hidrokodonun% 99 tüketiyor.

Kırk altı kişi Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezlerine göre, reçeteli ağrı kesici aşırı doz her gün ölür.

Gibi, kırma eritilmesi ve hap enjekte veya kırma ve onları Snorting gibi – Dr Stephen Anderson, haftalık bazda opioid aşırı doz görür Acil servis doktoru, Targiniq ortak kötüye teslimat rotalarını sınırlar söyledi.

“Peki bazı yerleşik farmakolojik koruma yerleştirmek için üreticiye yapılan,” Anderson, Acil Hekimleri American College of Washington bölümün son başkanı bir e-postada, dedi. “Bu ağızdan alınan aşırı doz ölümlerini durdurmak değil, ancak bazı sınırlar ‘sokak pazarlanabilme.’ 

Ilacın bir zor-ezmek versiyonu 2010 yılında tanıtıldı: Ve kötüye-caydırıcılık Ankara masaj salonları ağrı kesiciler, OxyContin’e başka bir ile çalışmak gibiydi.

“Bundan önce, oxycontin en çok saptırılmış ve istismar ilaç oldu,” Caleb Banta-Yeşil, bir opioid aşırı doz araştırmacı ve Ulusal Uyuşturucu Kontrol Politikası Dairesi eski üst düzey bilim danışmanı söyledi. “Onlar bunu kötüye olamazdı çünkü değişti hazırlandıktan sonra kimse onu sevdim.”

Tıp New England Journal göre, 2010 öncesinde, oxycontin Ankete katılan kişilerin yaklaşık% 36 için kötüye birincil ilaç olarak kabul edilmişti. Yirmi bir ay kötüye-caydırıcılık sürümü girmesinden sonra, sadece 13% bunu istismar.

Targiniq onayı oksikodon kötüye olabilir ne etkisi görülecektir.

Targiniq onayı “daha acı acı bu ülkede milyonlarca insan ihtiyaçlarını karşılamaya ile bu sorunu ele dengelemek için FDA sağlayacak,” Dr Sharon Hertz, Anestezi, Analjezi ve Bağımlılık Ürünleri FDA’nın Bölümü müdür yardımcısı dedi, bir açıklamada.

FDA ilaç acılarını dindirmek için diğer tüm girişimleri tükenmiş hastalar için son çare olarak reçete gerektiğini söyledi.

Yine de, bağımlılığı konusunda uzmanlar Targiniq hala kolaylıkla suiistimal edilebilir korkuyorlar dedi.

“Enjekte veya burun suyunu eğer Naloxone sadece aktif olan,” Andrew Kolodny, Phoenix House baş sağlık memuru, bir alkol ve uyuşturucu bağımlılığı tedavi sağlayıcı söyledi. “Bu Targiniq seferde tüm doz alacak ve naloksen hiçbir etkisi olmayacaktır çiğneyen bir hasta demektir.

“Hap yuttu, bunlar saf oksikodon gibi bağımlılık ve tehlikelidir.”

Endişe istismar eden insanların veya kötüye opioidler (ayrıca opiatlar denir) sadece bir yüksek için başka bir yol bulmak olacaktır.

“Bir anlamda bu bir oyun oynuyor insanlar afyon bağımlısı, onlar bir uyuşturucu bulacaksınız, çünkü, saçma-a-köstebek, “Washington’un Alkol Üniversitesi’nde kıdemli araştırma bilim adamı bulunuyor ve İlaç Enstitüsü misiniz Banta-Yeşil, dedi .

“Bu (ilaç onay) ve büyük olasılıkla yardımcı olacaktır, ama bu afyon bağımlısı insanlar bunları kullanmaya devam edeceğini doğasında sorunu çözmek değil.”

FDA hidrokodonun kontrolünü sıkın hedefliyor

FDA yeni etiketler ile ilaç aşırı doz savaşır

Omuz, Üst Sırt ve Üst Kol Ağrısı

Omuz, Üst Sırt ve Üst Kol Ağrısı

Omuz, üst sırt ve üst kol ağrısı oluşturan kasların tetik noktaları beş gruba ayrılır: skalenler, kürek kemiği kaldırıcı kasları, rotatör kol ağzı kasları, üst kol kasları ve spinal kaslar.

Skalenler boyun kasları olmasına rağmen skalen tetik noktalar ön kol ile elde ağrı ve diğer belirtilere neden olur. Skalenler, o kadar önemlidir ki bu bölgedeki ağrıda her zaman akla gel­melidir.

Kürek kemiği kaldırıcı kasları; rhomboidler, levator skapula ve trapeziustur. Bu kaslar, kü­rek kemiğini omurgadan itibaren kaldırırlar ve kol ile elin her fonksiyonu için kürek kemiği­ne şeklini verirler. Tetik noktalar esas olarak üst sırt ile boyna ağrı yollar ve omza nadiren yan­sır. Trapezius ve levator skapula 4. bölümde anlatılmıştır.

Dört rotatör kol ağzı kası, supraspinatus, infraspinatus, teres minör ve subskapularistir. Kü­rek kemiğini üst kol kemiği olan humerusun üst kısmına tutturur. Kolu çevirir ve omuz ekle­mini bir arada tutar. Rotatör kol ağzı kaslarındaki tetik noktalar, omuzdaki ağrıların çoğuyla birlikte klik ve gıcırtı sesleri ve hareket kaybının esas nedenidir. Omuz ekleminin fiziksel bo­zulmasının dolaylı sorumlusu olup rotatör kol ağzı kasları yırtık ve çıkıkları dahil ciddi fizik bozukluklara yatkınlık yaratır (1999, 538-571, 596-607).

Üst kolu hareket ettiren kaslar deltoidler, teres majör, latissimus dorsi, korakobrakialis, bi- seps ve triseps kaslarıdır. Sadece son üçü gerçekte kolun parçasıdır. Bu gruptaki kasların tetik noktaları omuz, sırt ve üst kola ek olarak ön kol, el ve parmaklara da ağrı yollar.

Spinal kaslar, omurgaları birbirine bağlar ve omuzla doğrudan bağı yoktur. Üst sırt ağrısı­nın en sık nedeni olarak orta ve alt sırtın benzer kaslarıyla birlikte 8. bölümde anlatılmıştır.

Skalenler

Skalenler, boynun her iki yanında bulunan üç veya dört adet küçük kas grubudur. Skalen., Yu­nanca “engebeli” kelimesinden türemiştir. Skalen kaslar, skalen üçgenin tüm kenarları gibi fark­lı boylardadır. Ek olarak tüm skalen kaslar, birkaç omurgaya bölünüp çeşitli uzunluklarda kas lif­leri oluşturur. Tetik noktalar, kas liflerinin tam orta noktasında oluştuğu için skalenlerde pek çok noktada tetik nokta gelişebilir. Aşağıdaki vaka sunumları, skalen kasların ne kadar farklı sorunlar ortaya çıkarabileceğini gösterir. Her vakada da tetik nokta masajı sorunu çözmüştür.

32 yaşındaki Betsy, birisi aracına arkadan çarpana kadar postanedeçalışmaktaydı. Çok küçük bir kaza olmasına rağmen zaman zaman boynunun sağ tarafında oluşan boyun spazm­ları onu işini yapamaz hale getiriyordu. Ağrı çok şiddetli olduğunda iyileşmesi için günler ge­rekiyordu. Bu arada çalışması imkansızdı.

31 yaşında bir balet olan Hong sun, üst sırtta ve sol omuz iç kenarında oluşan bir ağrıdan yakınmaktaydı.Omzu üzerinden uzanıp parmaklarıyla buraya masaj yapabilmesi iyi hissetti­riyordu ama ağrısını durdurmadı. Yıllarca ağrı çekti.

/ 7 yaşındaki Amy, başarılı bir çello öğrencisiyken omuz, kol ve ellerinde uyuşukluk ve kuv­vet kaybı nedeniyle çalmayı bırakmak zorunda kalmıştı. Ailesi, sorunun havuzda boynunu zorla­yan bir kaza ile ilişkili olabileceğini düşünmekteydi. Binlerce dolarlık tıbbi testler sonuç vermedi.

56 yaşındaki Gerhard, bir buçuk yıl önce buzda düştükten sonra sol omuz ve üst kolunda ortaya çıkan öldürücü ağrılardan yakınmaktadır. Herhangi bir şey kaldırmaya veya taşımaya çalıştığında ağrı artmaktadır. Fizik tedaviyle ağrı daha da kötü olmaktadır.

49 yaşında bir çömlekçi olan Connie, omzunda ve sağ kolunun tümündeki ağrı nedeniyle acı çekiyordu. Sabahları her zaman daha kötü olmakta ve ağrı, bazen gece uykudan uyandır­maktadır. Ön kol ve eli çoğunlukla uyuşuk olup sıklıkla elini şişmiş hissetmektedir. Biraz daha kötüleşirse işini terk edip kendine bakamayabileceği fikri zihnini meşgul etmeye başlamıştır.

Belirtiler

Skalenlerdeki tetik noktalar, göğüs, sırtın üst kısmı, omuz, kol ve elde şaşırtıcı derecede yay­gın ağrı, uyuşma ve diğer anormal duyulara neden olur (Şekil 5.1, 5.2, ve 5.3). Ağrı, bazen de boynun arkasında olabilir (şekillerde gösterilmemiştir). Skalen kaslardaki tetik noktaların her­hangi birisi, yansıma bölgelerinin herhangi birinde belirti oluştursa da bazı tetik noktalar belli bölgeleri tercih edebilir. Örneğin, orta ve arka skalenlerin alt kısmında yer alan tetik noktalar, göğüs ağrısının en sık görülen nedenidir. Orta ve ön skalenlerin üst kısmındaki tetik noktalar ise daha sıklıkla kolun üst kısmındaki ve omuzdaki ağrının sebebidir.

 

Skalenler, tamamen sternokleidomastoid kasları tarafından gizlendiği için nadiren soru­nun nedeni olarak akla gelir (Şekil 5.4). Skalenlerde ağrıya nadiren rastlanır ancak skalen tetik noktaları, yansıma bölgelerindeki ağrıların temel nedeni olabilir. Klasik tedavilerin başarısızlı­ğında sık rastlanan kritik bir nokta da, şüphelenilmeyen skalen tetik noktalarıdır. Skalen yan­sıma bölgelerinde uydu tetik noktaların oluşması, skalen tetik noktalarını göğüs, sırtın üst kıs­mı, omuz, kol ve eldeki ağrıların en sık görülen nedeni haline getirmektedir (1999, 514-525; Lindgren, Manninen ve Rytkonen 1996, 254-256).

Skalenlerin yol açtığı belirtilerin başka belirtilerle karıştırılması da kolaydır. Skalen tetik noktalarının yol açtığı üst sırt ağrısına daima yanlışlıkla rhomboid kasların neden olduğu dü­şünülür. Skalen tetik noktalarının klasik bir bulgusu olan boyun ve omuzda huzursuzluk, si­nirsel bir tik olarak değerlendirilir. Skalenlerden göğse yansıyan ağrı ise göğüs ağrısı olarak dü­şünülür. Skalenlerden omza gönderilen ağrı ise daima bursit veya tendinit olarak adlandırılır. Üst kolun alt kısmında, ön ve arkada skalenden yansıyan ağrı ise yanlışlıkla kas zorlanması ola­rak teşhis edilir. Omuz, kol ve eldeki skalenden yansıyan ağrılar bir nöroloğun omurganın ha­sar gördüğünü veya çökmüş bir diskin, bir boyun siniri köküne baskı yaptığını düşünmesine neden olabilir (1999, 509-511; Long 1956, 22-28).

Tetik noktalar, skalen kasları kısaltarak birinci kaburga kemiğinin, köprücük kemiğine doğru çekilmesine böy- lece o bölgeden kola doğru giden kan damarları ve sinir­lerin sıkışmasına yol açar. Nörovasküler (sinir ve damara ait) yakalanma olarak tanımlanan bu durum, kan akımı ve sinir uyarı dağılımının engellenmesi durumu, kol ve elde ağrı, şişme, uyuşma, karıncalanma ve yanmaya ne­den olur. Sinir ve damarlara baskı sonucu oluşan belirti­lerin toplamının adı, torasik outlet serıdromudur (omuz böl­gelerinde sinir sıkışması) ama genellikle yanlışlıkla karpal tünel sendromu (el bileğinde sinir sıkışması) tanısı konur. Umulmadık şekilde eşyaları düşürmenize neden olan ska­len kaynaklı ön kol ve elde güçsüzlük, nörolojik bozuk- Şekil 5.3 Arka Skalen Yansıyan Ağrı luk olarak değerlendirilir. Kesilmiş kol veya eldeki hayalet Bölgeleri       ağrı, skalen tetik noktadan kaynaklanıyor olabilir (1999,

505; Sherman 1980, 232-244).

Skalen tetik noktalarının oluşturduğu belirtiler kaybolmayınca size olayın beyninizle ilgili olduğu söylenebilir. Bu tanı, özellikle skalen tetik noktası kaynaklı uykusuzluk, huzursuzluk ve depresyon durumunda konur. Bu kaynaktan çok çeşitli belirtiler ortaya çıkar ve ağrının nede­ni yanlış anlaşılır. Bir kez nedenin boynunuzdaki skalen tetik noktası olabileceği anlaşıldığın­da, çözüm oldukça kolay ve hızlıdır (1999, 504-525).

Nedenler

Skalen kasları sizin boynunuzun her iki tarafına ve üst iki kaburganıza tutunur. Skalenler, boynunuzun sabitlenip eğilmesine yardımcı olsalar da esas görevleri, soluk aldığınızda her iki taraftaki üst iki kaburgayı yukarı kaldırmaktır. Her nefes almada aktif olarak rol oynarlar ve zorlu aktivitede aşırı çalışırlar.

Diyafram yerine alışkanlık olarak göğüs ile nefes almak, skalen kasları aşırı yorar. Basit gerginliğe bağlı sık soluma da onları aşırı çalıştırır. Ruhsal gerilime maruz kişilerin skalen kaslarında tetik noktalar oluşur. Astım veya akciğer zarı iltihabı gibi nefes alma mücadele­si verenler ve zatüre, bronşit, alerji, soğuk algınlığı gibi nedenlerle çok kötü öksürenlerde de skalen tetik noktası gelişebilir. Üflemeli çalgı çalmak, skalen sorununa yol açabilir (1999, 510-511).

Düşme veya araç kazasında şiddetli kafa hareketlerinin de daha sonra skalen tetik noktası gelişmesine neden olmasını bekleyebilirsiniz. Kazaya bağlı omurga travmasından skalenler ve sternokleidomastoidler kötü şekilde etkilenir ve bu tip kazalara bağlı ağrı tedavisinde bu du­rum kolayca gözardı edilir. Kazadan sonra devam eden üst sırt, omuz, kol ve ellerdeki nörolo­jik belirtiler bizi skalenlere götürür (1999, 511).

Skalenler, kafanın ağırlığını taşımaya yardım eder. Dengesizlik yaratan her şey onlara yük getirir. Postürdeki bozukluğun başın merkezini dışa almış olabileceğinin farkında olmalısınız. Omuzlan çökertmek, kafayı öne çıkartmak bu kaslarda tetik noktaların oluşumuna neden olur (1999,510-511).

Tedavi

Skalenlerleri bulma ve onlarla uğraşma­daki başarınız onların sternokleidomastoid- le olan ilişkisini anlamanıza bağlıdır (Şekil 5.4). On skalen, en öndeki skalen kastır ve sternokleidomastoidle boyun omuru arasın­da yer alıp tamamen gizlidir. Orta skalen, ön skalenin arkasında yer alıp boynun daha yan tarafındadır ve alt yarısı, sternokleidomasto- idden bağımsızdır. Arka skalen, orta skalenin arkasında yatay olarak köprücük kemiğinin üzerindeki üçgenin üzerinde ve trapeziusun ön kenarının altında bulunur. Dikey yerle­şimli dördüncü skalen kası skalenus minimus ön skalenin hemen arkasında bulunur. Her­keste skalenus minimus bulunmaz: bu nor­mal bir insan varyasyonudur.

Skalenler, boyna sıkıca tutunur ve yumuşaklar, gevşek sternokleidomastoidlere göre daha sıkı hissedilir. Skalen- lere masaj yaptığınızda aslında altındaki kemik omurgaya karşı basınç uygularsınız.

Soruna neden olan temel ön skalen kaslara masaj uy­gulamak için parmaklarınızı sternokleidomastoidle bo­yun omurgaları arasında sokmanız gerekir. Bunu yap­mak için sternokleidomastoidi sanki masaj yapacakmış gibi başparmak ve parmaklarınız arasında kavrayın. Sonra başparmağınızı ilerletip parmaklarınızla sternokleidomas­toidi nefes borusuna doğru itin. Burada amaç, sternokle­idomastoidi bir kenara iterek parmak uçlarınızı omurga önünde mümkün olduğu kadar ilerletmektir. Bu pozis­yonda ön skaleninizi parmak uçlarınızla vertebraya karşı yoğurabilirsiniz (Şekil 5.5).

Bu işlem, tetik nokta ile karşılaşana kadar acı vermez ki tetik nokta çok ağrılıdır. Skalen te­tik noktasına baskı, aşırı ağrıya ve başınızı aniden kaldırıp çekmenize neden olur yani, sanki bir sinire bastırıyormuşsunuz hissi verir. Aynı zamanda yansıyan ağrı veya diğer belirtilerin oluş­tuğunu ya da arttığım hissedersiniz. Bu, yansıyan miyofasiyel ağrının gerçek olduğunu göste­ren ikna edici bir kanıttır.

 

Masaj vuruşlarını, parmak uçlarınızla boynun kenarına doğru kas içinden iterek uygularsı­nız. Boynun cildi, parmaklarınızla birlikte hareket etmelidir. Vuruşun sonunda, ki bu en fazla
3 cm olmalı, basıncı kaldırın, parmağınızı tekrar başladığınız noktaya getirin. Bu işlem, ster- nokleidomastoidin arka kenarından ve kulak altından köprücük kemiğine kadar uygulanma­lıdır. En kötü tetik noktalarınızın bazılarım sternokleidomastoidin arkasındaki köprücük ke­miğine tutunduğu yerde bulacaksınız (Şekil 5.6). O noktada, köprücük kemiğinin arkasına saklanmış tetik nokta bile bulabilirsiniz.

Orta skalene masaj uygulamak için aynı vuruşları boynun kenarlarında kullanın. Bir seans­ta her bir skalen tetik noktaya 6 vuruş yeterlidir. Her gün 6-8 kez seansı tekrarlayın. Skalenle- rinizde beş tane bile tetik nokta bulabilirsiniz.

Arka skalene masaj yapabilmek için orta parmağınızı trapezius kasının altına, kasın köprücük kemiğine tutunduğu bölgeye doğru bastırın (Şekil 5.7). Aşağıya doğru basınç uygulayın, parmağı­nızı boğazınıza doğru köprücük kemiğine paralel sürükleyin. Bu vuruş 3 cm uzunluğunda olma­lı ve elleriniz ciltle beraber hareket etmelidir. Vuruşlarda parmağınızın ucunda hissettiğiniz kemik yapı, birinci kaburganın üst yüzeyidir. Arka skaleni ihmal etmeyin. Diğer skalenlerde olmasa bi­le o noktada tetik nokta bulunabilir. Cilde hasar vermeden skalenlere etkin bir şekilde masaj yap­mak için tırnakları dibinden kesip törpülemek gerekir. Skalenler anlayıp, yerini bulup tedavi edil­mesi en güç kaslardır ancak başarı sağlamak için uğraşmaya değer.

Beslenmede Tavsiyeler

Neden sıkça kanserden söz ediyoruz?

Hastalıktan ölüm sebep­leri arasında ilk sıra kalp-damar hastalığının. İkinci sıra kanserin. Her iki cins için akciğer birinci sırada (sigara faktörü). Meme ve prostat ikinci sırada (hormon faktörü). Her iki cinste de üçüncü sıra kolonun (kalın bağırsak faktörü). %70 ölüm sebebi bu hasta­lıklardır. Demek ki bağırsağımızla dost olmalıyız. Genler ve kanser konusuna gelince… Genetik yatkınlığımız uykudadır. Hortlaması yaşam şartlarına bağlıdır. Genler sessiz kaldığı müddetçe mese­le yok. DNA’ya hiç hasar ulaşmamalı. Hasarlı DNA’nın bulunduğu hücreye ait özellikleri unutarak kendini başkalaştırması tümörleş­medir. Kanser oluşumu için süreç gerekir. Akciğer kanseri için bu süre ortalama 30 yıldır. Eşlik eden başka faktörlerle daha erken ya da daha geç ortaya çıkabilir.

Yeme alışkanlığımıza bağlı o kadar çok hastalık var ki! Kanser türlerinin büyük kısmı böyle oluşuyor. Kolon, mide, karaciğer, pankreas ve meme kanserleri %90 doğrudan beslenme ile ilgilidir. Rejimler, diyetler aslında insan organizmasına, doğasına aykırı. Vü­cut hücreleri, gerekeni iç sesle bize duyurur. Ne yememiz gereken şeyler tesadüfe bırakılmamıştır ki. Vücut hücreleri neye ihtiyaç du­yarsa onu özlettirir. Canını çektirir. Hamilenin aş ermesi, duvardaki kireci yiyen kadın, toprak yiyen çocuklar iç seslerine cevap veriyor­lar. Çünkü besinleri yeterince kalsiyum içermiyor.

Metabolik sendromun beşli çetesi. Şu beş hastalık aslında aynı: Kanser, şeker hastalığı, hipertansiyon, kolesterol, obezite.

Sebep insülin direnci, yani varlık içinde yokluk.

Şekersiz (glukozsuz) olmaz!

S Düşünen beyin,

•S Dolaşan kan ve

S Üreme hücreleri için şeker şart.

Aslında tüm Ankara Masaj Salonları‘na glukoz ve oksijene mutlak ihtiyaç duyuyor.

Düşünebiliyor muyuz? Hücre duvarında ne kadar glukoz resep­törü var? 30 bin. Hücre zarı dedim de, iki katlı lipoprotein,yani yağlı bir duvar var. Yağ esasında çok kıymetli ve vazgeçilmez. Koleste­rolünü düşürmeye çalışmak! Ve ilaçla? Denge önemli. Kolesterol olmadan, ne seks hormonları olur, kadınlar hamile kalabilir ne de hücre duvarı sağlam kalır ya da damar içindeki hasarlar tamir olur. Kolesterolsüz MS, Parkinson ve Alzheimer gibi sinir hastalıkları ön­lenemez. Beyin dokusunda kas yok. Kemik var mı? Yok. Kıl da yok, tüy de kas da. Ya ne var? Sadece yağ, biraz da su. En önemli organ yağdan yapılmış. Kolesterolden korkmaya ne gerek var? Taze yiye­cek yeterli. Meyve suyu değil, meyve tercih edilmeli.

Doğadaki canlılara bakalım. Raşitik (kalsiyum eksikliğine bağlı kemik deformesi, bozulması) bir aslana, B vitamini eksikliği olan beriberili ata rastlayamayız. C vitamini eksikliği yaşayan, Ankara Masaj dı­şında canlı yok.

Vücudumuzu dinleyelim. Her hücrenin normal gelişme ve faali­yet sürdürebilmesi için gerekli maddeyi seçebilme yeteneği var. Kuş, sürüngen, böcek ve memeliden zayıf bırakılmamışız. Yanlış alışkan­lıklar edinmeyelim. Hücredeki hafızayı baskılıyoruz. İlk kazanılmış bellek yok edilemez. DNA bir kere bile olsa, karşılaştığı bilgiyi kay­deder. Hücre çekirdeğine konan bilgi kayıtlardan silinemez. Yüzme­yi, bisiklet sürmeyi bir kere öğrenince unutamazsın. Adem babamız 1000 yıl yaşamadı mı? Her gün et mi yiyordu, elma mı? Buzdolabı, kileri var mıydı? Kıtlık, açlık meselesi mi vardı?

Masaj Ankara tedavilere bakalım şimdi. Herbal (şifalı) bitkiye evet, bit­kisel destek ilacına hayır. Psikiyatride ilaç tedavisini savunanlarla, zihin-beden tıbbim savunanlar rekabet hâlindeler. Oysa beyindeki kimyasal dengesizliklerin ruh hastalıkları ile doğrudan ilişkisi gös­terilmiştir. Şizofrenlerde hayal ürünü görüntüler, iç sesler, düşünce dağınıklıkları, beyinde dopaminin aşırı salgılanmasından dolayıdır. Bakla yiyenlerde Parkinson’un düzelmesi gibi… Birçok bitki ne has­talıklara çaredir, bilseniz… Akıl, sinir ve ruh hastalarının beslenmesi de onların kanına göre olmalı.

Ameliyat sonu hastam sorar: “Ne yiyeyim?” Canın ne çekiyor? Yöresel tat damaklarca arzulanıyor. Canı çekmiyorsa, “Su iç.” komu­tu da yok. Mide, bulantı ve kusmaya sebep olur.

Canı çektiği gıdayı yiyip hastalanan görmedim. Şevki kaderi, şevki tabii. Hücrenin götürdüğü yere git.

Beden zekâsı tam kapasite çalışırken, ne yemen gerektiği konu­sunda en iyi rehberdir. Beden sesini dinle, yani iç sesini. Yanlış yön­de veya aşırı uyarılınca, damak zevki bizi yamltabilir. Yiyeceklere katılan tuzu kaldırmalı. Yemekten önce alkol, tuzlu yiyecek yasak.

Yemek esnasındaki dilin ve damağın tadını temizlemek için az ılık su yeterli.

Doyduğunu fark et, doy ve dur. Yavaş çiğne. Aşırı yağlı, şekerli, tuzlu, tokluk duygusunu hissettirmez. Tokluk hissinin ortaya çık­ması için su içme. Hiçbir öğünde mideni tıka basa doldurma. Seni tam doyuracak miktarın üçte ikisi kâfi. Midenin üçte biri yemek için, üçte biri su ve kalanı da havaya bırakılmalı.

“Tam doymadan kalkın.” hadisi ne kadar da zarif!

Bedenin ihtiyacına, Ankara Masaj Salonları cevap veren sindirim düzeni, meta­bolizma dengesini korur. Beden alışkanlığa yatkındır. Zihinsel ve bedensel denge sağlanabilir. Öğün sayısı iki ya da üçtür, fazlası saç­madır. İnsülin suistimaline yol açar. însülin direnci ve pankreas iflası sık yiyenlerinin baş belasıdır. Yeme davranışı beyin açısından dik­katle takip edilir. “Vücuda az besin giriyor.” sinyali, hücrelere “Enerji harcama” komutu verir. “Gelenin mühim kısmını yağa dönüştür!” emri ile metabolizma frenlenir.

Gluteus Maksimus

Gluteus Maksimus

İnsanlar, gluteus maksimuslannın sadece üzerine oturmak için olduğunu düşünürler. Ger¬çek şudur ki gluteal kaslarınız olmadan yüzüstü düşerdiniz. Yürüyemez, koşamaz, sıçrayamaz ve hatta ayakta duramazdınız. Dokuz popo kası arasında gluteus maksimus en büyük olanıdır. Gluteus maksimus içindeki tetik noktalar, alt sırtta ve popoda ağrıya neden olur.

Gluteus maksimusun görevi, kalçanın ekstansiyonudur. Bu, merdiven çıkarken kullanılan harekettir. Sıçramak, koşmak ve hızlı yürümek için bu kasların gücüne ihtiyaç duyulur; rahar yürüyüş sırasında en alt seviyede aktiftirler. Gluteus maksimus kasları dizleriniz bükülmüşken
öne eğildiğinizde, çömeldiğinizde veya dizlerinizi çok büktüğünüzde kuvvetle kasılırlar. Ayrı¬ca oturma pozisyonundan kalkmaya da yardımcı olurlar.

Belirtiler

Gluteus maksimus tetik noktaları, ağrılarını pek uzağa göndermezler. Tetik noktanın yerine bağlı olarak ağrı alt sırt, kalçanın dışı, kuyruksokumu veya gluteal kıvrım ya da omurganın taba-nındaki sakroiliak eklemde hissedilir (Şekil 8.14, 8.15 ve 8.16).

Kendinizi poponuzda genel bir ağrı ve yanma ile oturma sırasında devamlı pozisyon değiştirirken bulabilirsiniz. Kalçalarınızda gerginlik hissi olabilir, sandalyeden kalkmakta zorlanabilir ve topallayabilirsiniz. Eğer artık eğile-rek ayak parmaklarınıza dokunamıyorsanız sorunun bir kısmı şüphesiz ki gluteus maksimus kas-larının tetik noktalar sebebi ile kısalmasıdır (1992, 133-134, 137).

Gluteus maksimus tetik noktalarının neden olduğu ağrı için çoğu kez kalça bursiti, disk sı-kışması, artrit, siyatik veya burkulmuş sakroiliak eklem suçlanır. Kuyruksokumundaki ağrı, sa-dece yakındaki bir tetik noktadan yansıyan bir ağrı iken bir zedelenme veya hastalıkla karıştı-rabilir (1992, 132-138).

Gluteus maksimustaki tetik noktalar hayatı berbat bir hale getirmiyorsa da günlük hayat¬ta rahatça yaptığımız hareketleri engelleyebilir. Bunun canlı bir örneği, uzun yol kamyon şo¬förü olan kırk iki yaşındaki Kenny’dir. Kenny, kronik alt sırt ağrısından, kalçaları ve gluteal bölgesindeki devamlı ağrı ve yanmadan olduğu kadar rahatsız olmuyordu. Rahat bir otur¬ma pozisyonu bulması imkansızdı. Yollardaki uzun saatleri tahammül edilemez hale gelmiş-
ti. “Başka bir alanda çalışmam gerektiğini hissediyordum. Sorun şu ki işimi seviyordum. Eğer bu sorunum olmasaydı herşey gayet iyi gidiyordu. ”
Kenny’nin sorunlu gluteus maksimus kasları, gece gündüz direksiyon başında oturmaktan olumsuz etkilenmişti. Seyahat eden bir adama uygulanacak tedavi, kamyonun kabininin ar¬kasındaki yatakta tenis topları ile tetik noktalar üzerinde çalışmaktı. Bir de dışarı çıkıp dolaş¬mak için daha sık durmayı da kasları için faydalı buldu.
Nedenler
Eğer formda değilseniz tırman¬mak veya alışılmadık salon egzersiz¬leri, gluteus maksimus kaslarında¬ki tetik noktaları çalıştırır. Düşerken hatta düşmekten korunmaya çalışır¬ken yaşanan ani ve sert kasılma ha-reketleri yüzünden de tetik noktalar oluşabilir. Çok hızlı ayak hareketleri yapan yüzücüler, çoğu kez bu kaslara aşırı yüklenirler (1992, 139).

Sert yüzeylerde oturmak veya çok fazla oturmak, gluteus maksimus kaslarındaki tetik noktaları hareke¬te geçirir. Büro sandalyeleri özellik¬le kötüdür, çoğu kez taş gibi sert bir tabaka kontrplak üzerinde sadece sı-kıştırılmış bir tabaka köpükten olu¬şur veya kalıplanmış plastikten otu¬rakları vardır. Bütün gün oturmak zorunda olan büro çalışanları mut¬laka gluteal tetik noktalarından kay¬naklanan kronik sırt ağrısı sorunuyla karşılaşırlar (1992, 139).

Diğer gizli etkenler sorun yara¬tır. Tetik noktalar gluteus maksimus kaslarında, sakroiliak eklemi rahatsız edecek ve alt sırt ağrınıza eklenecek yeterli gerilimi yaratabilir. Tetik nok-talar tarafından acı verilen spinal, ka-rın veya uyluk kaslarındaki gerginlik
gluteal kaslarınıza fazladan yük getirebilir. Ne yazık ki sırtınızı zorlamaktan kaçınmak için öne¬rilen dizlerinizi kırarak kaldırma hareketi yinelenerek yağıldığında gluteus maksimus kaslarınızı fazla çalıştırabilir (1992, 14i).

Gluteus maksimus kasları ile sorun yaşamak için yaşam tarzınızı kontrol edin. Çoğu insan neredeyse her zaman oturur. Ayaklarınız üzerinde olmak ve bir şeylerle uğraşmak için fırsatlar kollayın. Çok fazla oturmaktan kaynaklanan kullanım eksikliği, kası kısaltan ve geren gizli te¬tik noktaların gelişimini teşvik eder. Oturmak, ayrıca gluteus maksimustaki dolaşımı da kısıt¬lar. Merdiven çıkma, dizi çok bükme, spor salonu çalışmaları veya koşu gibi hareketler içeren egzersiz rejimlerine başlamadan önce gizli tetik noktaları kontrol edin. Eğer geçmişte bu kasla sorun yaşamışsanız bu kası geren aktivitelerden önce ve sonra masaj için zaman ayırın.

Tedavi

Gluteus maksimusun yeri konusunda anlaşılmayacak bir şey yoktur. Gluteus medius ve mi- nimusun kalça yakınındaki kısımları hariç bütün diğer popo kaslarını örter. Duvara karşı bir tenis topu veya Lacrosse topu, gluteus maksimus masajı için en iyi hareket imkanını sağlar (Şe¬kil 8.17).

En fazla basıncı sağlayabilmek için yatakta veya yerde topun üzerine yatabilirsiniz. Topun üzerinde yatarken daha serbest hareket etmeyi kolaylaştırmak için dizlerinizi yukarı çe¬kin. Derine inmek için yeterli basıncı vermek zor olabilse de Thera Cane de hızlı çalışmalar için iyidir (Şekil 8.18). Tetik nokta üzerine yavaş ve derin bir darbenin statik basınçtan daha iyi bir terapi olduğunu hatırlayın. Günde birkaç defa bir iki dakika masaj, gluteus maksimus tetik noktalarından bir iki günde kurtulmanızı sağlar ve genellikle hemen düzelme başlar.

Titreşim ve Vibrasyon

5. TİTREŞİM: VİBRASYON

Genellikle bütün avuçla daha nadir olarak da parmak uçla¬rıyla (ayı pençesi vibrasyonu) uygulanır.
El kaydırılmadan doku üzerinde sabit kalır (sabit vibrasyon) veya eller belli bir yönde yavaşça kaydırılabilir. Çok kısa frekans¬larla yaratılan titreşim dokuya aktarılır.
En nitelikli vibrasyon, elektrikli masaj aletleriyle elde edilir. Zaten çoğu zaman da bu tip aletler yardımıyla vibrasyon yapılır
Vibrasyonun kas spazmını çözücü ve ağrıyı azaltıcı etkisi vardır. Kas gerginliğini giderebilen en önemli masaj hareketidir.

Kolda sallama, Shaking

Sallama: Shaking

Vibrasyona göre frekansı daha uzun olan titreşimlerdir. Ör¬neğin partner elinden ya da ayağından tutularak bütün ekstremitesi sallanır.

Alt grup hareketler:
Klasik masajdaki bu ana tekniklerin yanı sıra alt grup hare¬ketler olarak nitelenebilecek değişik teknikler mevcuttur.
Deri Yürütme: Başparmak ve diğer parmaklar arasında kavranan deri yukarıya doğru yürütülür.
Başparmaklar deriye yatay olacak şekilde tutulursa dokular daha iyi kavranır.
 

Deri yürütme, yukarıya doğru
Pincer Grip84: Doku tutulur, sabit bir basınç uygulanarak sallanır.
Sıkıştırma84: Büyük kas gruplarına her iki taraftan yapılan baskıdır.
Masör parmaklarını birbirine kenetledikten sonra aradaki do¬kuyu el ayası ile sıkıştırır.

Kol ve uyluk bölgesi gibi tek kemiklerin olduğu kısımlarda fazla sorun olmaz. Ancak çift kemiklerin olduğu önkol ve uylukta kemiklerin dış kısmından değil de kemiğe daha az baskının olacağı yan taraflardan sıkıştırma yapılır.

Doku sallama, pincer grip
Ayırma

Broadening84: Ayırma. Kas liflerini birbirinden ayırmak için kullanılır. Kas liflerinin yönünde, ona paralel olarak yerleştirilen eller birbirine ters yönde açılarak kasların boyuna gerilmesi sağla¬nır.

Sıkıştırma, pompalama

Kas Pompalama84: Çift taraflı sıkıştırma birbiri ardı sıra yapılır.

Yumrukla rotasyonel baskılama

Radyoaktivite Radon ve Yararları

Radyoaktivite Radon ve Yararları

Kaplıca suları, toprağın derinliklerinden gelirken hem sıcaklık alır, hem de geçtikleri tabakalardaki madenlerin bir kısmını eritirler. Radyum, torium gibi ışık çıkaran madenlerin içerdikleri gazlan da beraberlerinde sürüklerler. Böylece, kaplıca suyunun için¬de erimiş halde, ya da kaynaktan kendi kendine çıkan gazlarda serbest olarak bulunan ve radyum madeninin yaydığı bir gaz olan, göze görünmeyen bu Ankara masaj ışın cevhere “radon” denir. Bu cevher suya, ya da onun gazına şifa veren hassaya da “radyoaktivite” adı verilir.

Kaplıca sularında az miktarda bulunan Ankara masaj salonları, vücudu uyarır. Hücreler üze¬rinde enerjik etki yapar. Kalbin hareketini düzenler. Hastalıkları öldürür. Bol idrar verir. Ağnları, sızılan dindirir. Yaşlı kişilerin vücudunda biriken ve birçok hastalıklara neden olan asiturik’i vücuttan atar. Karaciğerin çalışmasını düzenler. Hastalıklara karşı vücudu koruyan beyaz yuvarlakları çoğaltır. Sinirler ve beyin üzerine etki yaparak ağrı ve sızı¬ları azaltır. İltihaplan, şişleri giderir. Deri üzerindeki cansız yaraları yok etmede etki sağlar.

İnsan, kaplıcada radyoaktiviteden ençok, nefes boruları yolu ile yararlanır. Kaplı¬cadan çıkan gazlar, nefes alırken hava ile birlikte akciğere, oradan da kana geçer. Bu ne¬denle, bir kaplıcanın radyoaktivitesi yönünden zenginliği, ancak kaplıcadan kendiliğin-den çıkan gazların azlığı veya çokluğu ile ölçülür. Konu ile ilgili olarak bir bilim adamı da, radyoaktivitesi fazla olan kaplıcaların kemik kırıklarını birbirine kaynatıp, iyileştir¬diğini belirtiyor.**)
Şifalı sular üzerinde araştırmalar yapan uzmanlar, suyun beher litresinde en az bir “milimikro küri” radyoaktiviteyi haiz olan suların, tıbbî yönden kaplıca suyu olduğunda ve en güçlü radyoaktiviten kaplıcaların da Ön Asya’da bulunduğunda birleşiyorlar.

Şifalı Suların Fiziksel Özellikleri

Renk:
Az kalınlıkta olan ılıca suları, genel olarak renksizdir, ışık geçirir. Banyo havuzunda hafif yeşilimtrak görülür. Bazı sular da hafif mavimsi renk verir.

Bazı sular da, kaynaktan çıkınca bünyesindeki gazlardan bir bölümünü yitirir, havanın oksijeni ile birleşince, içindeki demirin okside olmasıyla, kirli kırmızı renkte görülür.

Koku:
Kaplıca ve içmelerin çoğu kokusuzdur. Ancak geçtikleri yerlere göre, be¬raberinde bazı kokuları taşıyabilirler.
Fad: Şifalı sular, taşıdıkları madenlerin tadını verirler. Sodyum klorürler tuzlu, sodyum sülfatlı ve mağnezyumlu sular ise, acı tad verirler.

Şifalı Suların Sınıflandırılması
a) Sıcaklık derecelerine göre, (fiziksel)
b) İçerdikleri erimiş tuzların ve minarellerin çeşitlerine göre, (kimyasal)
a) Şifalı suların sıcaklık derecelerine göre ayrımı: Soğuk sular, 20 derecenin altında, sıcak sular, 20 derecenin üstündedir. Bu bilgiler ışığında, uzmanlarının saptamalarıy¬la +4 dereceden başlayan ve 120 dereceye kadar sıcaklıkta bulunan suların olduğu bildi-rilmektedir. Sıcaklık derecelerine göre,
Soğuk sular – 20 dereceden aşağı sular
Serin sular – 20-25 derecedeki sular
Ilık sular – 36-40 derecedeki sular
Çok sıcak sular – 40 dereceden yukarı olan sular.
Şifalı sular daha geç soğurlar. Adi sularda, 48 dereceden fazla sıcak suya girmek mümkün olmadığı halde, kaplıcalarda, 50-55 derecelerdeki sulara girilebiliyor. Bunun nedeni de, kaplıca sularındaki tuzların ve madenlerin, insan vücudunda sıcaklığının azal-masında etkili olmasındandır.

b) Şifalı suların içerdikleri erimiş tuzların ve madenlerin çeşitlerine göre ayrımı (kimyasal özelliklerine göre).
1 - Sodyum klorürlü (tuzlu) sular
Sodyum klorürlü sular, soğuk veya sıcaktır. İnsan, sodyum klorürü; et ve nebatla¬rı yiyerek alır. Tuzlu sular, içildiği zaman ağzı sulandırır. Mide ifrazını artırır.
2 - Sodyum sülfattı sular
Bu sular, taşıdıkları tuzları yeryüzündeki kayalardan alırlar.
3 - Sodyum bikarbonatlı sular
Bu sularda sodyum bikarbonattan sonra, en çok sodyum sülfat tuzu bulunur. Hal¬kımızın içme ve banyo olarak rağbet ettiği sular bu grubu oluşturur. İçildiği zaman mi¬de faaliyetini durdurur. Midede çok beklemeden bağırsağa geçer. Bu sularda safra dök- türücü mağnezyum sülfat ta bulunur. Yerin merkezine yakın yerlerden gelirler. Sıcak ve¬ya soğuk olabilirler.
4 - Kalsiym-Mağnezyum bikarbonatlı sular
Bu sularda kalsiyum eriyiği ve CO2 gazı boldur. Bu grup sular, kaynaktan çıkınca, su içindeki CO2 gazı uçar ve sudaki kalsiyum bikarbonat, karbonat haline dönüşür. Be¬yaz renkte bir tortu yapar. Sular bir yamaçtan aşağı akıyorsa, bu yamaçlarda binbir na¬kışla işlenmiş, türlü şekillerde teraslardan suların şelaleler halinde aktığı görülür. Pa- mukkale Kaplıcalarında bu şekillerin doğal örnekleri sergilenmiştir.
5 - Kalsiyum-mağnezyum sülfath sular
Bu sular, daha çok idrar yolları ve sindirim organları üzerinde etkilidir.
6 - Kükürtlü sular
Bu Masaj Ankara en az 1500-2000 metre derinliklerden gelirler. Kaynağında kükürt (SH2) kokusu duyulur. Sıcaklıkları genel olarak 26-120°C. arasında değişir, verimleri boldur. İçmeye elverişli değildir.

Banyo ile, kükürdün deri üzerinde parazitleri öldürdüğü, çok eskiden beri bilinir. Deri üzerinde kükürtlü su tedavisi, hücrelerin düzelmesini sağlar. Deri ve romatizma hastalıkları için kükürtlü kaplıcalar, ideal tedavi merkezi sayılır. Denebilir ki, romatiz¬mada kükürt, başilaçtır.’ ) Bir kg. suda, 1 miligram kükürt bulunan suya “kükürtlü şifalı su” denir. Bu sular genellikle kokmuş yumurta kokusu verirler.

7 - Karbondioksiti! sular
Kilolarında en az 1000 miligram erimiş serbest karbondioksit (CO2) gazı bulunan sulara verilen ad. Bu grup suların kaynakları çoğunlukla soğuktur. Sıcak olanların kay¬nağında köpük halinde CO2 çıkar. (Erzurum kaplıcaları ve Bursa-Kemalpaşa-Dümbül- dek kaplıcası).
İçildiği zaman, CO2 gazının, midedeki sinir uçlarına yaptığı etki ile, mide ağrıları geçer. Bu nedenle, gazlı suların yemek esnasında ve sonrası içilmesi çok faydalıdır.

Mutlu sağlıklı olmanın yolu

Mutlu, sağlıklı olmanın yolu, hayat görüşünü değiştirmekten geçmektedir.

Mutluluk, insanı huzurlu kılar. Başarı ışıltılı. Zorluklar güç­lü. Hüzün insanı insan yapar, yenilgi mütevazı.

Gaye nedir? Vücut, zihin ve ruhu toksinlerden arındırarak sağ­lıklı olmak, vücut sıvılarının asitleşmesini önlemek, dengeyi koru­maktır.

Güç değil artık seni anlatmak. Öylesine bendesin, içimde. Dü­şümde, düşüncemde. Kendini anlatmak, güç gelir mi insana?

Dr. Moral

Sağlıklı bir vücut için kan ve vücut sıvılarım hafif alkali yapabilmek yeterlidir.

Biz Farklıyız Onlardan

“Fareler ve İnsanlar” kitabının iki kahramanı olan Lennie ve George, sohbetlerinde bu harikulade kavramı birbirlerine hatırla­tıyor. Yazarı, Nobel ödülü sahibi John Steinbeck. Eserdeki en otan­tik ifade: “Benim için sen varsın, senin için de ben. Biz farklıyız başkalarından.”

NEDEN?

S Neden bazı insanlar huzurlu, mutlu, keyifli, moralli iken, ba­zıları huzursuz, mutsuz, keyifsiz ve moralsizdir? Neden bir insan sağlık, afiyet, neşe ve zenginlik içindeyken, diğeri yok­sulluk, sefalet çekmekte, hastalıktan perişan olmaktadır?

■S Neden birileri korku, kaygı, endişe doluyken, bir başkası inanç, güven ve umut doludur? Neden birileri başarılara doy- muyorken, diğer bazıları baş aşağı yuvarlanmaktadır?

•S Neden biri işinde, mesleğinde dâhiyane işler yaparken, diğeri ne denli dirsek çürütse de doğru düzgün bir iş, bir dikiş tuttu- ramamaktadır? Neden biri herkesin “çaresiz, umutsuz, aman­sız” dediği bir hastalığı yenip kurtulur, hayatına sağlıkla devam ederken, diğeri ölüp gitmektedir? Neden iki hatipten biri akıcı konuşurken, diğerinin eli ayağına dolaşıyor? Neden bunca ah­laksız insan iyi şartlarda, zengin, muüu ve sağlıklı yaşıyor?

S Neden iki kız kardeşten biri harikulade bir kocayla, mesut bir evliliği sürdürürken, bacısı koca acısıyla, fiziksel ve sözel şiddete uğrayarak, evlilik terapistlerine, mahkemelere git­mektedir ya da yol ortasında saçından tutulup götürülmeye, sakat, kör olmaya maruz bırakılmaya, hatta ölüme sürüklen­mektedir?

S Neden icabında soyadı seninle aynı olan kişinin olumsuz söz, jest, mimik ve davranışlarına, belki de hak etmediğin hâlde maruz kalmaktasın?

Neden Ben?

‘S “Neden doğru insan bir türlü gelmiyor?” “Neden hep aynı şey başıma geliyor?” “Neden mutlu olamıyorum?” “Neden beni anlamıyorlar?” “Neden işler ters gidiyor?” “Neden hak ettiğim yerde değilim?”, “Neden hep bir şeyler eksik?”, “Ne­den hayatım bu kadar zor?” “Neden hep bir beklemedeyim?”

Niye?

S Bir yerde bir hata var! Bir yerde bir tıkanıklık var ama ben bir türlü çözemiyorum! Kendimi sürekli başkalarım mutlu etmek zorunda hissediyorum. Çoğu zaman ne istediğimin bile farkına varamıyorum. İş hayatım bir türlü yolunda gitmi­yor. Bana ne zaman sıra gelecek? Eşimle hiçbir neden yokken kavga ediyorum. Sonrasında suçluluk duygusu peşimi bırak­mıyor. Çocuğumu sevgiyle bağrıma basamıyorum. Anneme, babama nedensiz bir öfke duyuyorum. Sürekli hastalanıyo­rum. Ne kadar param olsa da kendimi finansal olarak güven­de hissedemiyorum. Anneme kızdığım her şeyi hiç istemedi­ğim hâlde ben de çocuğuma yapıyorum. Her an kötü bir şey olacakmış gibi geliyor. Sürekli endişe ve kaygı hissediyorum. Nefes almakta güçlük çekiyorum. Ne yapsam yaranamıyo­rum. Çift ilişkisini sürdüremiyorum.

^ Neden enbiyadan evliyaya, düşünürlerden kutsal kitaplara kadar güzel sözler gelirken, kimse hayatında değişikliği baş­latmak için kılını kıpırdatmıyor? Neden bu transtan bu ba­taktan çıkılamıyor?

Kendini karanlık bir odadaymış gibi hissettiğin oldu mu hiç?

“Yanlışa çarpmadan doğru adımı atabilsem!” “Işıkyansa da önümü

görebilsem!” dediğin? Ruhsal detoksla arınmaya, aradığın ilişkiye açılan kapının anahtarını bulmaya, mutlu olmanın sırlarım paylaş­maya hazır mısın? Tüm bu sorulara en doğru ve en güzel cevapları birlikte bulsak… Olur mu? Ne dersin? Hayatını ve ilişkilerini “mut­lu” yapmaya var mısın? Yaşamın ruhsal ve fiziksel kanunlarını bir­leştirip, bilgeliği açığa çıkarmaya ve ilahi nizamın varlığını kavrayıp huzuru yakalamaya var mısın?

Sırf bu dünya için mi yaratıldın ki tüm vaktini ona harcıyorsun?

Mutsuzluk, doyumsuzluk, yorgunluk, açlık, yılgınlık, dalgınlık, dargınlık, kırgınlık, korku, kuşku ve kaygılarına dur demenin zama­nı gelmedi mi? Şimdi değilse ne zaman? Haydi…

Avucunda kelebek var. Canlı mı, ölü mü? Sana bağlı.

Kas Liftleri Hakkında

Kas Liftleri Hakkında

Dermiş:
Kollajen ve elastiki liflerden yapılmış sağlam bir tabakadır. Az miktarda düz kas lifleri içerir.

Ayrıca bu tabakada damarlar, ter bezleri, yağ bezleri, kıl kökleri ve kadınlarda süt bezleri bulunur.

Masaj Ankara tabakasındaki çeşitli duyu cisimcikleri bazı yerlerde sık bazen de seyrek olarak yayılmıştır. Sinir uçları duyu cisimciklerinin içine uzanırlar.

Subcutan / derialtı: Deri ile vücudun her tarafını örten zar (fasya) arasındaki bölgedir. Yağ ve gevşek bağ dokusundan oluşan bu kısım deri için yumuşak ve kaygan bir astar gibidir. Bütün vücut için ise yağ deposu işlevi yapar.

Derinin Görevleri

Koruyuculuk: Deri, zararlı bakterilerin vücuda sızmasını önler. Darbelere karşı korur. Güneş ışığının zararlı etkilerine engel olur.8
Duyumculuk: Duyu cisimcikleri yoluyla çevreden kaynaklanan sıcak, soğuk, sert, yumuşak, keskin gibi çeşitli duyumların algılanmasını sağlar.

Salgı Yapıcılık: Masaj Ankara tabakasında yumak şeklinde bulunan ter bezleri bir borucuk sistemiyle derinin dış yüzeyine açılır. Ter bezleri derinin bazı kısımlarda cm2 de 2-3 milyon civarına ulaşır.
Bu bezleri normal şartlar altında yirmi dört saat içinde bir kilogram ter salgılar. Ancak fiziksel aktiviteye ve hava sıcaklığına bağlı olarak ter salgısı artar.

Isı Düzenleme: Vücut iç ısısının düzenlenmesinde derinin görevi vardır. Damarlardan yana zengin olan deri bu damarların genişleme ve daralma yeteneği sayesinde vücudun dışarıya vereceği ısıyı ayarlar.

Diğer yandan ter bezlerinin salgı ile (ter) deri üzerinde buharlaşma oluşturarak artan ısının düşürülmesini sağlar. Vücut ısı¬sının kontrolünde deri altı yağ tabakası da işlev görür.

Vücut Sistemlerine Yardım: Derideki yağ ve ter bezlerinin salgıları bazı maddelerin vücut dışına atılmasına yardımcı olur. Böylece böbreklerin görevine bir miktar destek verdiği söylenebilir.
Deri gözenekleri yoluyla dışarıya az da olsa karbondioksit verildiğine göre solunum sistemine de yardımcıdır.

Özellikle çocuklarda sağlıklı kemik gelişimi için son derece önemli olan vitamin D, güneş ışınlarının etkisiyle deride sentezle- nir. Kalsiyumun kemiklere taşınabilmesi için mutlaka D vitaminine ihtiyaç vardır. Bu bakımdan derinin bu işlevi büyüme ve gelişmeyi etkiler.

Emicilik: Derinin üzeri kendi salgıladığı bir yağ ile örtülüdür. Eğer bu yağ bir şekilde temizlenirse (örneğin banyo ile), deri dışardan sürülen yağları daha kolay emer hale gelir.

Not:

Masajda kullanılacak ara madde miktarı derinin yağlılık durumuna göre ayarlanır.
Masaj sırasında yağlı bir deri için daha az ara madde kullanılırken; banyo yapmış kişilere ya da kuru bir deriye sahip olanlara daha fazla ara madde kullanmak gerekir. Çünkü derinin emiciliği artmıştır.

Vücudun has örtüsü olan deri masajla doğrudan etkilenir. Derinin yapısındaki arterler, venler, lenf damarları, periferik otonom sinir lifleri, salgı bezleri masajın mekanik etkisine mutlaka bir tepki verirler. Bu tepki genellikle damarsal yapıda genişleme ve deride kızarıklık oluşması şeklindedir. Masaj derinin kan dolaşımım ve diğer metabolik aktivitelerini artırır.

Normal, sağlıklı bir deri alttaki bağ dokusuna bağlı değildir. Dolayısıyla iki parmakla tutulup kaldırıldığında kolayca hareketlenir. Ancak bazı doku hastalıkları nedeniyle yapışıklıklar olur. Sık karşılaşılan selülit / selüloit ya da tıbbi adıyla hidrolipodistrofı bu tip bir sorundur.

Masaj doğal olarak derinin hareketlenmesini sağlar. Dokuların basınç altında tutulması sonucu ortaya çıkan histamin gibi bazı hormonsal maddeler organizmada olumlu sistemik etkilere yol açarlar. Derideki esneme ve yumuşama da bunlardan biridir.

Paradoksal Niyet

Paradoksal Niyet

Dr. Frankl “Ankara Masaj Salonları” terimini, normalde dünyada yapmak isteyeceğiniz en son şe­yi yaparak korkularınıza karşı zafer kazanmayı amaçlayan eski bir sistemi tarif etmek için kul­lanmıştır. Amaç korktuğunuz şeyin özellikle karşısına çıkmaktır. Sadece korkularınıza maksatlı olarak maruz kalmıyor, onlarla yüzleşmeyi ister hale de geliyorsunuz (1984, 126-127).

Korkularınızla yüzleşmekte başarısızlık bu gerginliği devam ettirir. Nefret edilen nesneden kaçınmak, ondan korkunuzu artırır çünkü kendinize onunla başa çıkma şansını hiç vermiyor- sunuzdur. Bir örnek olarak seslerden rahatsız olduğunuzda kulak tıkacı kullanmak bir hatadır. Bu yolla gürültüden kaçmak, endişenizi çok çabuk yatıştırır ve size kaçmanın doğru tepki ol­duğunu öğretir. Dahası rahatsız edici seslerden kaçılması gerektiği çünkü onlara “dayanama­yacağınız” şeklindeki inancınızı güçlendirir. Gerçekten de onlara dayanamadığınız giderek da­ha çok doğru hale gelir. Benim, gürültülerle baş etmeyi öğrenmekteki görevim onları duymak için bir istek geliştirmek ve neden oldukları kas geriliminden korkmamaktı.

Temel olarak endişe verici durumlardan her kaçış, başa çıkma alışkanlığına zarar verir. Kaç­manın sağladığı rahatlık, uzaklaşma tepkisini güçlendirir. Kendinizi zorluklar karşısından güç­lendirme şansını hiç yakalamazsınız. Başa çıkmada gerçekten başarılı olmak istiyorsanız kendi­nize kaçma seçeneğini tanımayın (Frankl 1988, 102-103).

Bir tehditle karşılaştığımızda güya iki seçeneğimiz vardır: savaşmak veya kaçmak. Ama üçüncü bir tepkinin temelde, en azından değişikliği kolaylaştırıcı potansiyeli ile daha büyük bir etkisi olabilir. Tehdit veya korkuya karşı bu üçüncü tepki ne savaşmak ne de kaçmaktır sa­dece kabullenmektir. Bu, paradoksal niyetin özüdür. Ayrıca pasif gerilim akıtmanın da özüdür.

Gerilim Kontrolünün Ötesinde

Endişe, öfke, fobi, depresyon, korku ve fiziksel acıda ortak olan konu kas gerilimidir. Alışıl­mış kas gerilimi sizi herhangi bir tahrik karşısında daha gergin ve uygun olmayan şekilde duy­gusal yaparak bu sorunlara katkıda bulunabilir. Kas gerilimi kendi kendisini besler, kartopu gi­bi büyüyerek endişe duygusunu büyütür ve sadece fiziksel acıyı değil duygusal acıyı da devam ettirir. Edmund Jacobson’a göre sinirsel gerginlik ve endişe duygularınız, büyük ölçüde kasları­nız ve iç organlarınızdaki kontrol edilemeyen gerilimlerden kaynaklanır. Esasında sinirsel ger­ginlik, bu rahatsız edici kas gerilimi duygusundan fazlası değildir (Jacobson 1938, 79).

Duygusal karışıklıklar ve kas gerilimi arasındaki ilişki, karşılıklı bir kuvvetlendirme ve devam ettirme döngüsü oluşturabilir. Pasif gerilim akıtma ve aktif gerilim tahliyesi, bu sürekli döngüyü

 

kırmak ve sorunlara verilen aşırı duygusal tepkilerin üstesinden gelmek için kullanılabilir. Bildi­ğimi kullanacak aklım varsa bende bu şekilde işe yarıyor.

Gerilim akıtması, sistematik hassasiyet azaltma, maruz kalma terapisi, nefret terapisi, içe çökme terapisi, kütle çalışması, farkındalık eğitimi ve göz hareketleri ile hassasiyet azaltma ve yeniden işleme (EMDR) (eye movement desensitization and reprocessing) gibi psikoterapi yöntemlerinin etkin unsuru gibi görünmektedir. Ama hiçbiri kas geriliminin bilinçli kabulünü özellikle kullanmaz; onun yerine yaygın olarak bütün öznel duygular dizisi ile meşgul olurlar. Pasif gerilim akıtma, İngiliz hekim Nicholas Malleson tarafından sunulan bir yönteme kavram olarak daha yakındır. O, sadece korkuların değil onlarla birlikte gelen bütün vücut duyularını da tamamen yaşamak gerektiğini savunurdu (Malleson 1959, 226).

Psikiyatr Joseph Wolpe, akıtmayı nispeten kuvvetli endişeye isteyerek uzun süreli maruz kalma olarak tanımladı. O, bunun insan ilişkilerinde uzun bir geçmişi olan abreaksiyon (boşal­ma ve dinginliğe kavuşma) fenomenine benzediğine inanırdı. Ab reaksiyonda endişe veya kor­kunuzla ilgili olan rahatsız edici bir anınızı anlatırsınız. Olayı anlattıkça çok güçlü duygular hisseder ve tekrar yaşıyor gibi olursunuz. Genellikle insanlar, abreaksiyon yaptıktan sonra bü­yük bir rahatlama hisseder (Wolpe 1958, 195-198). Pasif gerilim akıtma özellikle kas gerili­mi ile ilgilenmesi haricinde abreaksiyona benzerdir. Bu mekanik ve psikolojik olmayan odak­lanma sayesinde bunun sinirsel gerginlik, endişe, öfke ve korkunun kendi kendine tedavisinde genel bir hassasiyet azaltma prosedürü olarak kullanılabileceğine inanıyorum. Kontrolün tam karşıtıdır ve buna rağmen olumsuz duygusal durumlarının kontrolünü çok daha kesin olarak yapar. Önce yalnızken güvenli ve sessiz bir yerde hayali olaylar için kullanılmalıdır. Hayali bir olayda sevmediğiniz şeyleri, korkularınızı, fobilerinizi, endişelerinizi, içerlemelerinizi ve sizi ge­ren diğer şeyleri güvenle deneyebilirsiniz.

Bu hayali deneyimlerin, pasif gerilim akıtma ile tekrarlanarak çalışılması olumsuz tepkile­rinizi yoğunluğunu düşürebilir ve alışılmış kas gerilimini azaltabilir. Önce en az zahmetli olan sorunla çalışın. Daha sonra pasif gerilim akıtmayı, yavaş yavaş gerçek durumlarda da kullana­bilirsiniz. Ben, bu tekniği hiçbir olumsuz sonuçla karşılaşmadan onlarca yıldır kullandım ve kullanmaya devam ediyorum.

Geriliminizi belirli bir soruna göre ayarlamak için pasif gerilim akıtmayı kullanırken dikka­tinizi hayali olay ve kas geriliminiz arasında bölün. Önce en az zahmetli sorunla uğraşın. Ör­neğin eğer bir gürültü ise sizi en az rahatsız eden gürültüyü seçin ve zamanla adım adım ilerle­yerek daha çok rahatsız eden gürültülere geçin. Kazanabileceğiniz savaşları seçtiğinizde derece derece güçlenirsiniz. Eğer güne iyi karma ile başlamak isterseniz sabah ilk iş olarak hayali bir sahnede güncel bir sorun ile uğraşarak hem pasif gerilim akıtmayı hem de aktif gerilim tahliye­sini yapın. Sorunlar ile hayalinizde sakince yüzleşme becerisi gün boyunca karşılaştığınız ger­çek durumlardaki tepkinizi geliştirecektir.

Beklentiler

İki kısımlı bu sistematik gevşeme yöntemi birkaç kez yaparak bütün sinirsel gerilimleri- nizden tamamen kurtulamazsınız. Gerilim tepkileriniz sizin o kadar parçanız olmuştur ki ta­mamıyla yok olmalarım beklemek mantıksız olur. Örneğin sorunlu durumlarda karnınızdaki gerilme o kadar hızlı olabilir ki siz daha ne olduğunun farkına varamadan hazırlıksız yakalaya­bilir. Hayat boyu süren strese yanıt olarak boyun ve omuzlarınızda gerilim olması alışkanlığı o kadar sinsice gerçekleşir ki çoğu zaman farkına bile varamayabilirsiniz. Uyku da bilinçsiz geri­lim alışkanlıklarınızın kaçınılmaz olarak kurbanı olabileceğiniz diğer bir yerdir.

Belirli şartlarda yöntemi kullanabiliyor olsanız bile genel bir gelişme görebilmek biraz za­man alabilir. Eğer devam ederseniz zamanla gerilimde genel bir düşüş ve rahatsız edici şeyler ile algılanan tehditlere karşı tepkinizin yoğunluğunda bir düşüş olduğunu fark edeceksiniz. Eğer motivasyonunuz yeterinde güçlü ise ve bilgiyi devamlılıkla uygulama kapasiteniz varsa ben, sistematik gevşemenin profesyonel yardım olmadan öğrenilebileceğine ve uygulanabileceğine inanıyorum. Ama eğer psikolojik sorunlarınız şiddetli ise veya pasif gerilim akıtma fikrinden kuşkulu iseniz sezgilerinize güvenin ve ondan uzak durun. Veya size bu konuda yardım edebi­lecek profesyonel, bir danışman bulabilirsiniz. Aslında bir profesyonel bu bölümün içeriği ile çok ilgilenebilir. İnternette geniş kapsamlı bir araştırma ve psikoloji ile ilgili düzinelerce kitabı dikkatle okuduktan sonra, hiçbir terapinin kas gerilimine olan özel ilgisi bakımından pasif ge­rilim akıtmaya benzemediğini keşfettim.

Sistematik gevşemedeki başarınız onu ne kadar uyguladığınız ile yakından ilişkilidir, kendi­nizi yenilerini öğrenmeye vermediğiniz sürece eski alışılagelmiş tepkilerinizin geri gelmesi ka­çınılmazdır. Sistematik gevşeme hayatınızın bir parçası, neredeyse düşünmeden yaptığınız bir şey olmalıdır. Kendi kendine yapılan tetik nokta masajı gibi bu sistemin de bir kere anladığı­nızda, biraz beceri kazandığınızda ve hayatınıza tamamen entegre ettiğinizde aşırı derecede ko­lay olduğunu göreceksiniz.

Bunların hiçbirisinden devamlı olarak gevşemiş olmayı amaçlamanız gerektiği anlamını çı­karmayın. Bu mümkün değildir ve gerçekten cazip de değildir. Gerilim, (kuvvetli hareketleri­nizdeki belirli bir miktar sinirsel gerilim bile) anlamlı bir hayat için gereklidir. Sizin için sorun sadece bu gerilimin aşırı olmasıdır. Buradaki esas şey, eğer daha az fiziksel ve duygusal acı çek­mek ve daha az ve idare edilebilir tetik noktalarınız olsun istiyorsanız, gereksiz alışılagelmiş kas gerilimi ile baş etmeyi öğrenmeyi amaçlamanız gerektiğidir.

Sonsöz

Bu kitabı yazarak tetik noktalar ve yansıyan ağrı ile ilgili bildiğim her şeyi avuçlarınıza koy­dum. Bunun kendine güvenli ve ağrısız olmayı arayışınızda devamlı ve güvenilir bir kaynak olacağına inanıyorum. Şimdiye kadar benim ağrı ile savaşma yöntemlerimin güvenli ve pratik, kazanımlarının da çabuk, net ve inkar edilemez olduğunu gördünüz. Şimdi hedefim -ve uma­rım sizinki de olur- tetik noktalar hakkındaki sözlerimi dünyanın her köşesine ulaştırmaktır.

Size önerim, tetik nokta terapisinde deneyim kazanmaya başladıkça kendi ihtiyaçlarınızın ötesine geçmeniz ve bu kitaptan öğrendiklerinizi diğer insanlara aktarmanızdır. Neredeyse her insan yaralanır buna arkadaşlarınız, komşularınız, ebeveynleriniz, çocuklarınız, manavda gör­düğünüz insanlar ve hatta doktorunuz ile masaj uzmanınız da dahildir. Çoğu insanda bir çeşit kronik sızı veya tekrarlayan ağrılar vardır: baş ağrıları, sırt ağrıları, ayak ağrıları -adını siz ko­yun. Hepsinin sizin tetik noktalar ve yansıyan ağrılar hakkında bildiklerinizi bilmeye ihtiyaç­ları vardır. Bu değerli bilgiyi paylaşmayı amaçlayın. Eğer birisi karpal tünel sendromu olduğu düşünüldüğü için ameliyat olacaksa onlara elleri ve parmaklarındaki uyuşma ve ağrının sebe­bi olabilecek skalene ve diğer kaslardaki tetik noktaları nasıl bulacaklarını gösterin. Eğer birisi, dizlerindeki ağrılar yüzünden egzersizlerini bırakmak zorunda kaldığından şikayet ederse on­lara sorunun kaynağı olabilecek kuadriseps tetik noktalarını nasıl bulacaklarını gösterin. Eğer birisinin alt sırtında ağrı varsa ve gluteus medius kaslarına masaj yaparak nasıl düzelteceğini bilmiyorsa bunu bir sır olarak saklamayın! Tetik noktalar hakkında bildikleriniz birisini sade­ce acıdan değil bir sürü para harcamaktan da kurtarabilir.

Miyofasiyel ağrı konusunu doktorunuzla da görüşün. Tetik nokta terapisinin kenarda bir yerlerde bekleyen bir alternatif tıp çeşidi değil tıbbi pratiğin bir parçası olma zamanı çoktan geldi. Hekimler, tetik noktalan teşhis etmekte beceri kazandıklarında ve elle yapılan uygun te­davileri önermeye başladıklarında, yan etkileri ve aşırı yüksek maliyetleri ile farmasotik ağrı ke­sicilerle yapılan tedavilere daha az ihtiyaç olacaktır.

Tetik nokta terapisindeki başarınızı diğer sağlık uzmanlarına anlatmak için fırsat kollayın. Çoğu masaj uzmanı, osteopat, fizik tedavi uzmanı ve masaj terapisti tetik noktaları bilir ama pek azı kendi kendine tedavinin kendi yöntemlerinin tamamlayıcısı olarak ne kadar güçlü ve etkili olduğunu fark eder. Tetik nokta terapisinin sağlık meslekleri arasında nihai olarak kabul edilmesini sağlayacak olan halktır ama halkı bilgilendirmek tamamen kişisel çabalarla olabil­mektedir. Mesleki birliğinize tetik noktalar ve yansıyan ağrılar konusunda bir makale yazma­yı düşünün.

insanlar ilk başta tetik noktalara kuşkuyla bakacaktır, en iyi arkadaşlarınız ve en yakın ak­rabalarınız bile. Devamlı olarak medya tarafından bize her derde deva yöntemler sunulmakta­dır ve herkes abartılı iddialara karşı kuşkuyla yaklaşmaktadır. Bunun sonucu olarak iyi bir bil­gi geldiğinde anlamamız için kafamıza onunla altmış yetmiş defa vurulması gerekir. İnsanların sonunda dediğinize geleceğine ve eğer kibarca ısrar ederseniz tetik nokta terapisini deneyecek­lerine inanın. Dışarıda ağrı dolu bir dünya var. Dünyayı tetik noktalar hakkında eğitmeye siz de katılın. Bir fark yaratabilirsiniz.

Ankara ilinde kızılay, çankaya, bahçelievler de masaj salonu ve masöz bilgileri yer almaktadır