Beslenmede Tavsiyeler

Neden sıkça kanserden söz ediyoruz?

Hastalıktan ölüm sebep­leri arasında ilk sıra kalp-damar hastalığının. İkinci sıra kanserin. Her iki cins için akciğer birinci sırada (sigara faktörü). Meme ve prostat ikinci sırada (hormon faktörü). Her iki cinste de üçüncü sıra kolonun (kalın bağırsak faktörü). %70 ölüm sebebi bu hasta­lıklardır. Demek ki bağırsağımızla dost olmalıyız. Genler ve kanser konusuna gelince… Genetik yatkınlığımız uykudadır. Hortlaması yaşam şartlarına bağlıdır. Genler sessiz kaldığı müddetçe mese­le yok. DNA’ya hiç hasar ulaşmamalı. Hasarlı DNA’nın bulunduğu hücreye ait özellikleri unutarak kendini başkalaştırması tümörleş­medir. Kanser oluşumu için süreç gerekir. Akciğer kanseri için bu süre ortalama 30 yıldır. Eşlik eden başka faktörlerle daha erken ya da daha geç ortaya çıkabilir.

Yeme alışkanlığımıza bağlı o kadar çok hastalık var ki! Kanser türlerinin büyük kısmı böyle oluşuyor. Kolon, mide, karaciğer, pankreas ve meme kanserleri %90 doğrudan beslenme ile ilgilidir. Rejimler, diyetler aslında insan organizmasına, doğasına aykırı. Vü­cut hücreleri, gerekeni iç sesle bize duyurur. Ne yememiz gereken şeyler tesadüfe bırakılmamıştır ki. Vücut hücreleri neye ihtiyaç du­yarsa onu özlettirir. Canını çektirir. Hamilenin aş ermesi, duvardaki kireci yiyen kadın, toprak yiyen çocuklar iç seslerine cevap veriyor­lar. Çünkü besinleri yeterince kalsiyum içermiyor.

Metabolik sendromun beşli çetesi. Şu beş hastalık aslında aynı: Kanser, şeker hastalığı, hipertansiyon, kolesterol, obezite.

Sebep insülin direnci, yani varlık içinde yokluk.

Şekersiz (glukozsuz) olmaz!

S Düşünen beyin,

•S Dolaşan kan ve

S Üreme hücreleri için şeker şart.

Aslında tüm Ankara Masaj Salonları‘na glukoz ve oksijene mutlak ihtiyaç duyuyor.

Düşünebiliyor muyuz? Hücre duvarında ne kadar glukoz resep­törü var? 30 bin. Hücre zarı dedim de, iki katlı lipoprotein,yani yağlı bir duvar var. Yağ esasında çok kıymetli ve vazgeçilmez. Koleste­rolünü düşürmeye çalışmak! Ve ilaçla? Denge önemli. Kolesterol olmadan, ne seks hormonları olur, kadınlar hamile kalabilir ne de hücre duvarı sağlam kalır ya da damar içindeki hasarlar tamir olur. Kolesterolsüz MS, Parkinson ve Alzheimer gibi sinir hastalıkları ön­lenemez. Beyin dokusunda kas yok. Kemik var mı? Yok. Kıl da yok, tüy de kas da. Ya ne var? Sadece yağ, biraz da su. En önemli organ yağdan yapılmış. Kolesterolden korkmaya ne gerek var? Taze yiye­cek yeterli. Meyve suyu değil, meyve tercih edilmeli.

Doğadaki canlılara bakalım. Raşitik (kalsiyum eksikliğine bağlı kemik deformesi, bozulması) bir aslana, B vitamini eksikliği olan beriberili ata rastlayamayız. C vitamini eksikliği yaşayan, Ankara Masaj dı­şında canlı yok.

Vücudumuzu dinleyelim. Her hücrenin normal gelişme ve faali­yet sürdürebilmesi için gerekli maddeyi seçebilme yeteneği var. Kuş, sürüngen, böcek ve memeliden zayıf bırakılmamışız. Yanlış alışkan­lıklar edinmeyelim. Hücredeki hafızayı baskılıyoruz. İlk kazanılmış bellek yok edilemez. DNA bir kere bile olsa, karşılaştığı bilgiyi kay­deder. Hücre çekirdeğine konan bilgi kayıtlardan silinemez. Yüzme­yi, bisiklet sürmeyi bir kere öğrenince unutamazsın. Adem babamız 1000 yıl yaşamadı mı? Her gün et mi yiyordu, elma mı? Buzdolabı, kileri var mıydı? Kıtlık, açlık meselesi mi vardı?

Masaj Ankara tedavilere bakalım şimdi. Herbal (şifalı) bitkiye evet, bit­kisel destek ilacına hayır. Psikiyatride ilaç tedavisini savunanlarla, zihin-beden tıbbim savunanlar rekabet hâlindeler. Oysa beyindeki kimyasal dengesizliklerin ruh hastalıkları ile doğrudan ilişkisi gös­terilmiştir. Şizofrenlerde hayal ürünü görüntüler, iç sesler, düşünce dağınıklıkları, beyinde dopaminin aşırı salgılanmasından dolayıdır. Bakla yiyenlerde Parkinson’un düzelmesi gibi… Birçok bitki ne has­talıklara çaredir, bilseniz… Akıl, sinir ve ruh hastalarının beslenmesi de onların kanına göre olmalı.

Ameliyat sonu hastam sorar: “Ne yiyeyim?” Canın ne çekiyor? Yöresel tat damaklarca arzulanıyor. Canı çekmiyorsa, “Su iç.” komu­tu da yok. Mide, bulantı ve kusmaya sebep olur.

Canı çektiği gıdayı yiyip hastalanan görmedim. Şevki kaderi, şevki tabii. Hücrenin götürdüğü yere git.

Beden zekâsı tam kapasite çalışırken, ne yemen gerektiği konu­sunda en iyi rehberdir. Beden sesini dinle, yani iç sesini. Yanlış yön­de veya aşırı uyarılınca, damak zevki bizi yamltabilir. Yiyeceklere katılan tuzu kaldırmalı. Yemekten önce alkol, tuzlu yiyecek yasak.

Yemek esnasındaki dilin ve damağın tadını temizlemek için az ılık su yeterli.

Doyduğunu fark et, doy ve dur. Yavaş çiğne. Aşırı yağlı, şekerli, tuzlu, tokluk duygusunu hissettirmez. Tokluk hissinin ortaya çık­ması için su içme. Hiçbir öğünde mideni tıka basa doldurma. Seni tam doyuracak miktarın üçte ikisi kâfi. Midenin üçte biri yemek için, üçte biri su ve kalanı da havaya bırakılmalı.

“Tam doymadan kalkın.” hadisi ne kadar da zarif!

Bedenin ihtiyacına, Ankara Masaj Salonları cevap veren sindirim düzeni, meta­bolizma dengesini korur. Beden alışkanlığa yatkındır. Zihinsel ve bedensel denge sağlanabilir. Öğün sayısı iki ya da üçtür, fazlası saç­madır. İnsülin suistimaline yol açar. însülin direnci ve pankreas iflası sık yiyenlerinin baş belasıdır. Yeme davranışı beyin açısından dik­katle takip edilir. “Vücuda az besin giriyor.” sinyali, hücrelere “Enerji harcama” komutu verir. “Gelenin mühim kısmını yağa dönüştür!” emri ile metabolizma frenlenir.

Gluteus Maksimus

Gluteus Maksimus

İnsanlar, gluteus maksimuslannın sadece üzerine oturmak için olduğunu düşünürler. Ger¬çek şudur ki gluteal kaslarınız olmadan yüzüstü düşerdiniz. Yürüyemez, koşamaz, sıçrayamaz ve hatta ayakta duramazdınız. Dokuz popo kası arasında gluteus maksimus en büyük olanıdır. Gluteus maksimus içindeki tetik noktalar, alt sırtta ve popoda ağrıya neden olur.

Gluteus maksimusun görevi, kalçanın ekstansiyonudur. Bu, merdiven çıkarken kullanılan harekettir. Sıçramak, koşmak ve hızlı yürümek için bu kasların gücüne ihtiyaç duyulur; rahar yürüyüş sırasında en alt seviyede aktiftirler. Gluteus maksimus kasları dizleriniz bükülmüşken
öne eğildiğinizde, çömeldiğinizde veya dizlerinizi çok büktüğünüzde kuvvetle kasılırlar. Ayrı¬ca oturma pozisyonundan kalkmaya da yardımcı olurlar.

Belirtiler

Gluteus maksimus tetik noktaları, ağrılarını pek uzağa göndermezler. Tetik noktanın yerine bağlı olarak ağrı alt sırt, kalçanın dışı, kuyruksokumu veya gluteal kıvrım ya da omurganın taba-nındaki sakroiliak eklemde hissedilir (Şekil 8.14, 8.15 ve 8.16).

Kendinizi poponuzda genel bir ağrı ve yanma ile oturma sırasında devamlı pozisyon değiştirirken bulabilirsiniz. Kalçalarınızda gerginlik hissi olabilir, sandalyeden kalkmakta zorlanabilir ve topallayabilirsiniz. Eğer artık eğile-rek ayak parmaklarınıza dokunamıyorsanız sorunun bir kısmı şüphesiz ki gluteus maksimus kas-larının tetik noktalar sebebi ile kısalmasıdır (1992, 133-134, 137).

Gluteus maksimus tetik noktalarının neden olduğu ağrı için çoğu kez kalça bursiti, disk sı-kışması, artrit, siyatik veya burkulmuş sakroiliak eklem suçlanır. Kuyruksokumundaki ağrı, sa-dece yakındaki bir tetik noktadan yansıyan bir ağrı iken bir zedelenme veya hastalıkla karıştı-rabilir (1992, 132-138).

Gluteus maksimustaki tetik noktalar hayatı berbat bir hale getirmiyorsa da günlük hayat¬ta rahatça yaptığımız hareketleri engelleyebilir. Bunun canlı bir örneği, uzun yol kamyon şo¬förü olan kırk iki yaşındaki Kenny’dir. Kenny, kronik alt sırt ağrısından, kalçaları ve gluteal bölgesindeki devamlı ağrı ve yanmadan olduğu kadar rahatsız olmuyordu. Rahat bir otur¬ma pozisyonu bulması imkansızdı. Yollardaki uzun saatleri tahammül edilemez hale gelmiş-
ti. “Başka bir alanda çalışmam gerektiğini hissediyordum. Sorun şu ki işimi seviyordum. Eğer bu sorunum olmasaydı herşey gayet iyi gidiyordu. ”
Kenny’nin sorunlu gluteus maksimus kasları, gece gündüz direksiyon başında oturmaktan olumsuz etkilenmişti. Seyahat eden bir adama uygulanacak tedavi, kamyonun kabininin ar¬kasındaki yatakta tenis topları ile tetik noktalar üzerinde çalışmaktı. Bir de dışarı çıkıp dolaş¬mak için daha sık durmayı da kasları için faydalı buldu.
Nedenler
Eğer formda değilseniz tırman¬mak veya alışılmadık salon egzersiz¬leri, gluteus maksimus kaslarında¬ki tetik noktaları çalıştırır. Düşerken hatta düşmekten korunmaya çalışır¬ken yaşanan ani ve sert kasılma ha-reketleri yüzünden de tetik noktalar oluşabilir. Çok hızlı ayak hareketleri yapan yüzücüler, çoğu kez bu kaslara aşırı yüklenirler (1992, 139).

Sert yüzeylerde oturmak veya çok fazla oturmak, gluteus maksimus kaslarındaki tetik noktaları hareke¬te geçirir. Büro sandalyeleri özellik¬le kötüdür, çoğu kez taş gibi sert bir tabaka kontrplak üzerinde sadece sı-kıştırılmış bir tabaka köpükten olu¬şur veya kalıplanmış plastikten otu¬rakları vardır. Bütün gün oturmak zorunda olan büro çalışanları mut¬laka gluteal tetik noktalarından kay¬naklanan kronik sırt ağrısı sorunuyla karşılaşırlar (1992, 139).

Diğer gizli etkenler sorun yara¬tır. Tetik noktalar gluteus maksimus kaslarında, sakroiliak eklemi rahatsız edecek ve alt sırt ağrınıza eklenecek yeterli gerilimi yaratabilir. Tetik nok-talar tarafından acı verilen spinal, ka-rın veya uyluk kaslarındaki gerginlik
gluteal kaslarınıza fazladan yük getirebilir. Ne yazık ki sırtınızı zorlamaktan kaçınmak için öne¬rilen dizlerinizi kırarak kaldırma hareketi yinelenerek yağıldığında gluteus maksimus kaslarınızı fazla çalıştırabilir (1992, 14i).

Gluteus maksimus kasları ile sorun yaşamak için yaşam tarzınızı kontrol edin. Çoğu insan neredeyse her zaman oturur. Ayaklarınız üzerinde olmak ve bir şeylerle uğraşmak için fırsatlar kollayın. Çok fazla oturmaktan kaynaklanan kullanım eksikliği, kası kısaltan ve geren gizli te¬tik noktaların gelişimini teşvik eder. Oturmak, ayrıca gluteus maksimustaki dolaşımı da kısıt¬lar. Merdiven çıkma, dizi çok bükme, spor salonu çalışmaları veya koşu gibi hareketler içeren egzersiz rejimlerine başlamadan önce gizli tetik noktaları kontrol edin. Eğer geçmişte bu kasla sorun yaşamışsanız bu kası geren aktivitelerden önce ve sonra masaj için zaman ayırın.

Tedavi

Gluteus maksimusun yeri konusunda anlaşılmayacak bir şey yoktur. Gluteus medius ve mi- nimusun kalça yakınındaki kısımları hariç bütün diğer popo kaslarını örter. Duvara karşı bir tenis topu veya Lacrosse topu, gluteus maksimus masajı için en iyi hareket imkanını sağlar (Şe¬kil 8.17).

En fazla basıncı sağlayabilmek için yatakta veya yerde topun üzerine yatabilirsiniz. Topun üzerinde yatarken daha serbest hareket etmeyi kolaylaştırmak için dizlerinizi yukarı çe¬kin. Derine inmek için yeterli basıncı vermek zor olabilse de Thera Cane de hızlı çalışmalar için iyidir (Şekil 8.18). Tetik nokta üzerine yavaş ve derin bir darbenin statik basınçtan daha iyi bir terapi olduğunu hatırlayın. Günde birkaç defa bir iki dakika masaj, gluteus maksimus tetik noktalarından bir iki günde kurtulmanızı sağlar ve genellikle hemen düzelme başlar.

Titreşim ve Vibrasyon

5. TİTREŞİM: VİBRASYON

Genellikle bütün avuçla daha nadir olarak da parmak uçla¬rıyla (ayı pençesi vibrasyonu) uygulanır.
El kaydırılmadan doku üzerinde sabit kalır (sabit vibrasyon) veya eller belli bir yönde yavaşça kaydırılabilir. Çok kısa frekans¬larla yaratılan titreşim dokuya aktarılır.
En nitelikli vibrasyon, elektrikli masaj aletleriyle elde edilir. Zaten çoğu zaman da bu tip aletler yardımıyla vibrasyon yapılır
Vibrasyonun kas spazmını çözücü ve ağrıyı azaltıcı etkisi vardır. Kas gerginliğini giderebilen en önemli masaj hareketidir.

Kolda sallama, Shaking

Sallama: Shaking

Vibrasyona göre frekansı daha uzun olan titreşimlerdir. Ör¬neğin partner elinden ya da ayağından tutularak bütün ekstremitesi sallanır.

Alt grup hareketler:
Klasik masajdaki bu ana tekniklerin yanı sıra alt grup hare¬ketler olarak nitelenebilecek değişik teknikler mevcuttur.
Deri Yürütme: Başparmak ve diğer parmaklar arasında kavranan deri yukarıya doğru yürütülür.
Başparmaklar deriye yatay olacak şekilde tutulursa dokular daha iyi kavranır.
 

Deri yürütme, yukarıya doğru
Pincer Grip84: Doku tutulur, sabit bir basınç uygulanarak sallanır.
Sıkıştırma84: Büyük kas gruplarına her iki taraftan yapılan baskıdır.
Masör parmaklarını birbirine kenetledikten sonra aradaki do¬kuyu el ayası ile sıkıştırır.

Kol ve uyluk bölgesi gibi tek kemiklerin olduğu kısımlarda fazla sorun olmaz. Ancak çift kemiklerin olduğu önkol ve uylukta kemiklerin dış kısmından değil de kemiğe daha az baskının olacağı yan taraflardan sıkıştırma yapılır.

Doku sallama, pincer grip
Ayırma

Broadening84: Ayırma. Kas liflerini birbirinden ayırmak için kullanılır. Kas liflerinin yönünde, ona paralel olarak yerleştirilen eller birbirine ters yönde açılarak kasların boyuna gerilmesi sağla¬nır.

Sıkıştırma, pompalama

Kas Pompalama84: Çift taraflı sıkıştırma birbiri ardı sıra yapılır.

Yumrukla rotasyonel baskılama

Radyoaktivite Radon ve Yararları

Radyoaktivite Radon ve Yararları

Kaplıca suları, toprağın derinliklerinden gelirken hem sıcaklık alır, hem de geçtikleri tabakalardaki madenlerin bir kısmını eritirler. Radyum, torium gibi ışık çıkaran madenlerin içerdikleri gazlan da beraberlerinde sürüklerler. Böylece, kaplıca suyunun için¬de erimiş halde, ya da kaynaktan kendi kendine çıkan gazlarda serbest olarak bulunan ve radyum madeninin yaydığı bir gaz olan, göze görünmeyen bu Ankara masaj ışın cevhere “radon” denir. Bu cevher suya, ya da onun gazına şifa veren hassaya da “radyoaktivite” adı verilir.

Kaplıca sularında az miktarda bulunan Ankara masaj salonları, vücudu uyarır. Hücreler üze¬rinde enerjik etki yapar. Kalbin hareketini düzenler. Hastalıkları öldürür. Bol idrar verir. Ağnları, sızılan dindirir. Yaşlı kişilerin vücudunda biriken ve birçok hastalıklara neden olan asiturik’i vücuttan atar. Karaciğerin çalışmasını düzenler. Hastalıklara karşı vücudu koruyan beyaz yuvarlakları çoğaltır. Sinirler ve beyin üzerine etki yaparak ağrı ve sızı¬ları azaltır. İltihaplan, şişleri giderir. Deri üzerindeki cansız yaraları yok etmede etki sağlar.

İnsan, kaplıcada radyoaktiviteden ençok, nefes boruları yolu ile yararlanır. Kaplı¬cadan çıkan gazlar, nefes alırken hava ile birlikte akciğere, oradan da kana geçer. Bu ne¬denle, bir kaplıcanın radyoaktivitesi yönünden zenginliği, ancak kaplıcadan kendiliğin-den çıkan gazların azlığı veya çokluğu ile ölçülür. Konu ile ilgili olarak bir bilim adamı da, radyoaktivitesi fazla olan kaplıcaların kemik kırıklarını birbirine kaynatıp, iyileştir¬diğini belirtiyor.**)
Şifalı sular üzerinde araştırmalar yapan uzmanlar, suyun beher litresinde en az bir “milimikro küri” radyoaktiviteyi haiz olan suların, tıbbî yönden kaplıca suyu olduğunda ve en güçlü radyoaktiviten kaplıcaların da Ön Asya’da bulunduğunda birleşiyorlar.

Şifalı Suların Fiziksel Özellikleri

Renk:
Az kalınlıkta olan ılıca suları, genel olarak renksizdir, ışık geçirir. Banyo havuzunda hafif yeşilimtrak görülür. Bazı sular da hafif mavimsi renk verir.

Bazı sular da, kaynaktan çıkınca bünyesindeki gazlardan bir bölümünü yitirir, havanın oksijeni ile birleşince, içindeki demirin okside olmasıyla, kirli kırmızı renkte görülür.

Koku:
Kaplıca ve içmelerin çoğu kokusuzdur. Ancak geçtikleri yerlere göre, be¬raberinde bazı kokuları taşıyabilirler.
Fad: Şifalı sular, taşıdıkları madenlerin tadını verirler. Sodyum klorürler tuzlu, sodyum sülfatlı ve mağnezyumlu sular ise, acı tad verirler.

Şifalı Suların Sınıflandırılması
a) Sıcaklık derecelerine göre, (fiziksel)
b) İçerdikleri erimiş tuzların ve minarellerin çeşitlerine göre, (kimyasal)
a) Şifalı suların sıcaklık derecelerine göre ayrımı: Soğuk sular, 20 derecenin altında, sıcak sular, 20 derecenin üstündedir. Bu bilgiler ışığında, uzmanlarının saptamalarıy¬la +4 dereceden başlayan ve 120 dereceye kadar sıcaklıkta bulunan suların olduğu bildi-rilmektedir. Sıcaklık derecelerine göre,
Soğuk sular – 20 dereceden aşağı sular
Serin sular – 20-25 derecedeki sular
Ilık sular – 36-40 derecedeki sular
Çok sıcak sular – 40 dereceden yukarı olan sular.
Şifalı sular daha geç soğurlar. Adi sularda, 48 dereceden fazla sıcak suya girmek mümkün olmadığı halde, kaplıcalarda, 50-55 derecelerdeki sulara girilebiliyor. Bunun nedeni de, kaplıca sularındaki tuzların ve madenlerin, insan vücudunda sıcaklığının azal-masında etkili olmasındandır.

b) Şifalı suların içerdikleri erimiş tuzların ve madenlerin çeşitlerine göre ayrımı (kimyasal özelliklerine göre).
1 - Sodyum klorürlü (tuzlu) sular
Sodyum klorürlü sular, soğuk veya sıcaktır. İnsan, sodyum klorürü; et ve nebatla¬rı yiyerek alır. Tuzlu sular, içildiği zaman ağzı sulandırır. Mide ifrazını artırır.
2 - Sodyum sülfattı sular
Bu sular, taşıdıkları tuzları yeryüzündeki kayalardan alırlar.
3 - Sodyum bikarbonatlı sular
Bu sularda sodyum bikarbonattan sonra, en çok sodyum sülfat tuzu bulunur. Hal¬kımızın içme ve banyo olarak rağbet ettiği sular bu grubu oluşturur. İçildiği zaman mi¬de faaliyetini durdurur. Midede çok beklemeden bağırsağa geçer. Bu sularda safra dök- türücü mağnezyum sülfat ta bulunur. Yerin merkezine yakın yerlerden gelirler. Sıcak ve¬ya soğuk olabilirler.
4 - Kalsiym-Mağnezyum bikarbonatlı sular
Bu sularda kalsiyum eriyiği ve CO2 gazı boldur. Bu grup sular, kaynaktan çıkınca, su içindeki CO2 gazı uçar ve sudaki kalsiyum bikarbonat, karbonat haline dönüşür. Be¬yaz renkte bir tortu yapar. Sular bir yamaçtan aşağı akıyorsa, bu yamaçlarda binbir na¬kışla işlenmiş, türlü şekillerde teraslardan suların şelaleler halinde aktığı görülür. Pa- mukkale Kaplıcalarında bu şekillerin doğal örnekleri sergilenmiştir.
5 - Kalsiyum-mağnezyum sülfath sular
Bu sular, daha çok idrar yolları ve sindirim organları üzerinde etkilidir.
6 - Kükürtlü sular
Bu Masaj Ankara en az 1500-2000 metre derinliklerden gelirler. Kaynağında kükürt (SH2) kokusu duyulur. Sıcaklıkları genel olarak 26-120°C. arasında değişir, verimleri boldur. İçmeye elverişli değildir.

Banyo ile, kükürdün deri üzerinde parazitleri öldürdüğü, çok eskiden beri bilinir. Deri üzerinde kükürtlü su tedavisi, hücrelerin düzelmesini sağlar. Deri ve romatizma hastalıkları için kükürtlü kaplıcalar, ideal tedavi merkezi sayılır. Denebilir ki, romatiz¬mada kükürt, başilaçtır.’ ) Bir kg. suda, 1 miligram kükürt bulunan suya “kükürtlü şifalı su” denir. Bu sular genellikle kokmuş yumurta kokusu verirler.

7 - Karbondioksiti! sular
Kilolarında en az 1000 miligram erimiş serbest karbondioksit (CO2) gazı bulunan sulara verilen ad. Bu grup suların kaynakları çoğunlukla soğuktur. Sıcak olanların kay¬nağında köpük halinde CO2 çıkar. (Erzurum kaplıcaları ve Bursa-Kemalpaşa-Dümbül- dek kaplıcası).
İçildiği zaman, CO2 gazının, midedeki sinir uçlarına yaptığı etki ile, mide ağrıları geçer. Bu nedenle, gazlı suların yemek esnasında ve sonrası içilmesi çok faydalıdır.

Mutlu sağlıklı olmanın yolu

Mutlu, sağlıklı olmanın yolu, hayat görüşünü değiştirmekten geçmektedir.

Mutluluk, insanı huzurlu kılar. Başarı ışıltılı. Zorluklar güç­lü. Hüzün insanı insan yapar, yenilgi mütevazı.

Gaye nedir? Vücut, zihin ve ruhu toksinlerden arındırarak sağ­lıklı olmak, vücut sıvılarının asitleşmesini önlemek, dengeyi koru­maktır.

Güç değil artık seni anlatmak. Öylesine bendesin, içimde. Dü­şümde, düşüncemde. Kendini anlatmak, güç gelir mi insana?

Dr. Moral

Sağlıklı bir vücut için kan ve vücut sıvılarım hafif alkali yapabilmek yeterlidir.

Biz Farklıyız Onlardan

“Fareler ve İnsanlar” kitabının iki kahramanı olan Lennie ve George, sohbetlerinde bu harikulade kavramı birbirlerine hatırla­tıyor. Yazarı, Nobel ödülü sahibi John Steinbeck. Eserdeki en otan­tik ifade: “Benim için sen varsın, senin için de ben. Biz farklıyız başkalarından.”

NEDEN?

S Neden bazı insanlar huzurlu, mutlu, keyifli, moralli iken, ba­zıları huzursuz, mutsuz, keyifsiz ve moralsizdir? Neden bir insan sağlık, afiyet, neşe ve zenginlik içindeyken, diğeri yok­sulluk, sefalet çekmekte, hastalıktan perişan olmaktadır?

■S Neden birileri korku, kaygı, endişe doluyken, bir başkası inanç, güven ve umut doludur? Neden birileri başarılara doy- muyorken, diğer bazıları baş aşağı yuvarlanmaktadır?

•S Neden biri işinde, mesleğinde dâhiyane işler yaparken, diğeri ne denli dirsek çürütse de doğru düzgün bir iş, bir dikiş tuttu- ramamaktadır? Neden biri herkesin “çaresiz, umutsuz, aman­sız” dediği bir hastalığı yenip kurtulur, hayatına sağlıkla devam ederken, diğeri ölüp gitmektedir? Neden iki hatipten biri akıcı konuşurken, diğerinin eli ayağına dolaşıyor? Neden bunca ah­laksız insan iyi şartlarda, zengin, muüu ve sağlıklı yaşıyor?

S Neden iki kız kardeşten biri harikulade bir kocayla, mesut bir evliliği sürdürürken, bacısı koca acısıyla, fiziksel ve sözel şiddete uğrayarak, evlilik terapistlerine, mahkemelere git­mektedir ya da yol ortasında saçından tutulup götürülmeye, sakat, kör olmaya maruz bırakılmaya, hatta ölüme sürüklen­mektedir?

S Neden icabında soyadı seninle aynı olan kişinin olumsuz söz, jest, mimik ve davranışlarına, belki de hak etmediğin hâlde maruz kalmaktasın?

Neden Ben?

‘S “Neden doğru insan bir türlü gelmiyor?” “Neden hep aynı şey başıma geliyor?” “Neden mutlu olamıyorum?” “Neden beni anlamıyorlar?” “Neden işler ters gidiyor?” “Neden hak ettiğim yerde değilim?”, “Neden hep bir şeyler eksik?”, “Ne­den hayatım bu kadar zor?” “Neden hep bir beklemedeyim?”

Niye?

S Bir yerde bir hata var! Bir yerde bir tıkanıklık var ama ben bir türlü çözemiyorum! Kendimi sürekli başkalarım mutlu etmek zorunda hissediyorum. Çoğu zaman ne istediğimin bile farkına varamıyorum. İş hayatım bir türlü yolunda gitmi­yor. Bana ne zaman sıra gelecek? Eşimle hiçbir neden yokken kavga ediyorum. Sonrasında suçluluk duygusu peşimi bırak­mıyor. Çocuğumu sevgiyle bağrıma basamıyorum. Anneme, babama nedensiz bir öfke duyuyorum. Sürekli hastalanıyo­rum. Ne kadar param olsa da kendimi finansal olarak güven­de hissedemiyorum. Anneme kızdığım her şeyi hiç istemedi­ğim hâlde ben de çocuğuma yapıyorum. Her an kötü bir şey olacakmış gibi geliyor. Sürekli endişe ve kaygı hissediyorum. Nefes almakta güçlük çekiyorum. Ne yapsam yaranamıyo­rum. Çift ilişkisini sürdüremiyorum.

^ Neden enbiyadan evliyaya, düşünürlerden kutsal kitaplara kadar güzel sözler gelirken, kimse hayatında değişikliği baş­latmak için kılını kıpırdatmıyor? Neden bu transtan bu ba­taktan çıkılamıyor?

Kendini karanlık bir odadaymış gibi hissettiğin oldu mu hiç?

“Yanlışa çarpmadan doğru adımı atabilsem!” “Işıkyansa da önümü

görebilsem!” dediğin? Ruhsal detoksla arınmaya, aradığın ilişkiye açılan kapının anahtarını bulmaya, mutlu olmanın sırlarım paylaş­maya hazır mısın? Tüm bu sorulara en doğru ve en güzel cevapları birlikte bulsak… Olur mu? Ne dersin? Hayatını ve ilişkilerini “mut­lu” yapmaya var mısın? Yaşamın ruhsal ve fiziksel kanunlarını bir­leştirip, bilgeliği açığa çıkarmaya ve ilahi nizamın varlığını kavrayıp huzuru yakalamaya var mısın?

Sırf bu dünya için mi yaratıldın ki tüm vaktini ona harcıyorsun?

Mutsuzluk, doyumsuzluk, yorgunluk, açlık, yılgınlık, dalgınlık, dargınlık, kırgınlık, korku, kuşku ve kaygılarına dur demenin zama­nı gelmedi mi? Şimdi değilse ne zaman? Haydi…

Avucunda kelebek var. Canlı mı, ölü mü? Sana bağlı.

Kas Liftleri Hakkında

Kas Liftleri Hakkında

Dermiş:
Kollajen ve elastiki liflerden yapılmış sağlam bir tabakadır. Az miktarda düz kas lifleri içerir.

Ayrıca bu tabakada damarlar, ter bezleri, yağ bezleri, kıl kökleri ve kadınlarda süt bezleri bulunur.

Masaj Ankara tabakasındaki çeşitli duyu cisimcikleri bazı yerlerde sık bazen de seyrek olarak yayılmıştır. Sinir uçları duyu cisimciklerinin içine uzanırlar.

Subcutan / derialtı: Deri ile vücudun her tarafını örten zar (fasya) arasındaki bölgedir. Yağ ve gevşek bağ dokusundan oluşan bu kısım deri için yumuşak ve kaygan bir astar gibidir. Bütün vücut için ise yağ deposu işlevi yapar.

Derinin Görevleri

Koruyuculuk: Deri, zararlı bakterilerin vücuda sızmasını önler. Darbelere karşı korur. Güneş ışığının zararlı etkilerine engel olur.8
Duyumculuk: Duyu cisimcikleri yoluyla çevreden kaynaklanan sıcak, soğuk, sert, yumuşak, keskin gibi çeşitli duyumların algılanmasını sağlar.

Salgı Yapıcılık: Masaj Ankara tabakasında yumak şeklinde bulunan ter bezleri bir borucuk sistemiyle derinin dış yüzeyine açılır. Ter bezleri derinin bazı kısımlarda cm2 de 2-3 milyon civarına ulaşır.
Bu bezleri normal şartlar altında yirmi dört saat içinde bir kilogram ter salgılar. Ancak fiziksel aktiviteye ve hava sıcaklığına bağlı olarak ter salgısı artar.

Isı Düzenleme: Vücut iç ısısının düzenlenmesinde derinin görevi vardır. Damarlardan yana zengin olan deri bu damarların genişleme ve daralma yeteneği sayesinde vücudun dışarıya vereceği ısıyı ayarlar.

Diğer yandan ter bezlerinin salgı ile (ter) deri üzerinde buharlaşma oluşturarak artan ısının düşürülmesini sağlar. Vücut ısı¬sının kontrolünde deri altı yağ tabakası da işlev görür.

Vücut Sistemlerine Yardım: Derideki yağ ve ter bezlerinin salgıları bazı maddelerin vücut dışına atılmasına yardımcı olur. Böylece böbreklerin görevine bir miktar destek verdiği söylenebilir.
Deri gözenekleri yoluyla dışarıya az da olsa karbondioksit verildiğine göre solunum sistemine de yardımcıdır.

Özellikle çocuklarda sağlıklı kemik gelişimi için son derece önemli olan vitamin D, güneş ışınlarının etkisiyle deride sentezle- nir. Kalsiyumun kemiklere taşınabilmesi için mutlaka D vitaminine ihtiyaç vardır. Bu bakımdan derinin bu işlevi büyüme ve gelişmeyi etkiler.

Emicilik: Derinin üzeri kendi salgıladığı bir yağ ile örtülüdür. Eğer bu yağ bir şekilde temizlenirse (örneğin banyo ile), deri dışardan sürülen yağları daha kolay emer hale gelir.

Not:

Masajda kullanılacak ara madde miktarı derinin yağlılık durumuna göre ayarlanır.
Masaj sırasında yağlı bir deri için daha az ara madde kullanılırken; banyo yapmış kişilere ya da kuru bir deriye sahip olanlara daha fazla ara madde kullanmak gerekir. Çünkü derinin emiciliği artmıştır.

Vücudun has örtüsü olan deri masajla doğrudan etkilenir. Derinin yapısındaki arterler, venler, lenf damarları, periferik otonom sinir lifleri, salgı bezleri masajın mekanik etkisine mutlaka bir tepki verirler. Bu tepki genellikle damarsal yapıda genişleme ve deride kızarıklık oluşması şeklindedir. Masaj derinin kan dolaşımım ve diğer metabolik aktivitelerini artırır.

Normal, sağlıklı bir deri alttaki bağ dokusuna bağlı değildir. Dolayısıyla iki parmakla tutulup kaldırıldığında kolayca hareketlenir. Ancak bazı doku hastalıkları nedeniyle yapışıklıklar olur. Sık karşılaşılan selülit / selüloit ya da tıbbi adıyla hidrolipodistrofı bu tip bir sorundur.

Masaj doğal olarak derinin hareketlenmesini sağlar. Dokuların basınç altında tutulması sonucu ortaya çıkan histamin gibi bazı hormonsal maddeler organizmada olumlu sistemik etkilere yol açarlar. Derideki esneme ve yumuşama da bunlardan biridir.

Paradoksal Niyet

Paradoksal Niyet

Dr. Frankl “Ankara Masaj Salonları” terimini, normalde dünyada yapmak isteyeceğiniz en son şe­yi yaparak korkularınıza karşı zafer kazanmayı amaçlayan eski bir sistemi tarif etmek için kul­lanmıştır. Amaç korktuğunuz şeyin özellikle karşısına çıkmaktır. Sadece korkularınıza maksatlı olarak maruz kalmıyor, onlarla yüzleşmeyi ister hale de geliyorsunuz (1984, 126-127).

Korkularınızla yüzleşmekte başarısızlık bu gerginliği devam ettirir. Nefret edilen nesneden kaçınmak, ondan korkunuzu artırır çünkü kendinize onunla başa çıkma şansını hiç vermiyor- sunuzdur. Bir örnek olarak seslerden rahatsız olduğunuzda kulak tıkacı kullanmak bir hatadır. Bu yolla gürültüden kaçmak, endişenizi çok çabuk yatıştırır ve size kaçmanın doğru tepki ol­duğunu öğretir. Dahası rahatsız edici seslerden kaçılması gerektiği çünkü onlara “dayanama­yacağınız” şeklindeki inancınızı güçlendirir. Gerçekten de onlara dayanamadığınız giderek da­ha çok doğru hale gelir. Benim, gürültülerle baş etmeyi öğrenmekteki görevim onları duymak için bir istek geliştirmek ve neden oldukları kas geriliminden korkmamaktı.

Temel olarak endişe verici durumlardan her kaçış, başa çıkma alışkanlığına zarar verir. Kaç­manın sağladığı rahatlık, uzaklaşma tepkisini güçlendirir. Kendinizi zorluklar karşısından güç­lendirme şansını hiç yakalamazsınız. Başa çıkmada gerçekten başarılı olmak istiyorsanız kendi­nize kaçma seçeneğini tanımayın (Frankl 1988, 102-103).

Bir tehditle karşılaştığımızda güya iki seçeneğimiz vardır: savaşmak veya kaçmak. Ama üçüncü bir tepkinin temelde, en azından değişikliği kolaylaştırıcı potansiyeli ile daha büyük bir etkisi olabilir. Tehdit veya korkuya karşı bu üçüncü tepki ne savaşmak ne de kaçmaktır sa­dece kabullenmektir. Bu, paradoksal niyetin özüdür. Ayrıca pasif gerilim akıtmanın da özüdür.

Gerilim Kontrolünün Ötesinde

Endişe, öfke, fobi, depresyon, korku ve fiziksel acıda ortak olan konu kas gerilimidir. Alışıl­mış kas gerilimi sizi herhangi bir tahrik karşısında daha gergin ve uygun olmayan şekilde duy­gusal yaparak bu sorunlara katkıda bulunabilir. Kas gerilimi kendi kendisini besler, kartopu gi­bi büyüyerek endişe duygusunu büyütür ve sadece fiziksel acıyı değil duygusal acıyı da devam ettirir. Edmund Jacobson’a göre sinirsel gerginlik ve endişe duygularınız, büyük ölçüde kasları­nız ve iç organlarınızdaki kontrol edilemeyen gerilimlerden kaynaklanır. Esasında sinirsel ger­ginlik, bu rahatsız edici kas gerilimi duygusundan fazlası değildir (Jacobson 1938, 79).

Duygusal karışıklıklar ve kas gerilimi arasındaki ilişki, karşılıklı bir kuvvetlendirme ve devam ettirme döngüsü oluşturabilir. Pasif gerilim akıtma ve aktif gerilim tahliyesi, bu sürekli döngüyü

 

kırmak ve sorunlara verilen aşırı duygusal tepkilerin üstesinden gelmek için kullanılabilir. Bildi­ğimi kullanacak aklım varsa bende bu şekilde işe yarıyor.

Gerilim akıtması, sistematik hassasiyet azaltma, maruz kalma terapisi, nefret terapisi, içe çökme terapisi, kütle çalışması, farkındalık eğitimi ve göz hareketleri ile hassasiyet azaltma ve yeniden işleme (EMDR) (eye movement desensitization and reprocessing) gibi psikoterapi yöntemlerinin etkin unsuru gibi görünmektedir. Ama hiçbiri kas geriliminin bilinçli kabulünü özellikle kullanmaz; onun yerine yaygın olarak bütün öznel duygular dizisi ile meşgul olurlar. Pasif gerilim akıtma, İngiliz hekim Nicholas Malleson tarafından sunulan bir yönteme kavram olarak daha yakındır. O, sadece korkuların değil onlarla birlikte gelen bütün vücut duyularını da tamamen yaşamak gerektiğini savunurdu (Malleson 1959, 226).

Psikiyatr Joseph Wolpe, akıtmayı nispeten kuvvetli endişeye isteyerek uzun süreli maruz kalma olarak tanımladı. O, bunun insan ilişkilerinde uzun bir geçmişi olan abreaksiyon (boşal­ma ve dinginliğe kavuşma) fenomenine benzediğine inanırdı. Ab reaksiyonda endişe veya kor­kunuzla ilgili olan rahatsız edici bir anınızı anlatırsınız. Olayı anlattıkça çok güçlü duygular hisseder ve tekrar yaşıyor gibi olursunuz. Genellikle insanlar, abreaksiyon yaptıktan sonra bü­yük bir rahatlama hisseder (Wolpe 1958, 195-198). Pasif gerilim akıtma özellikle kas gerili­mi ile ilgilenmesi haricinde abreaksiyona benzerdir. Bu mekanik ve psikolojik olmayan odak­lanma sayesinde bunun sinirsel gerginlik, endişe, öfke ve korkunun kendi kendine tedavisinde genel bir hassasiyet azaltma prosedürü olarak kullanılabileceğine inanıyorum. Kontrolün tam karşıtıdır ve buna rağmen olumsuz duygusal durumlarının kontrolünü çok daha kesin olarak yapar. Önce yalnızken güvenli ve sessiz bir yerde hayali olaylar için kullanılmalıdır. Hayali bir olayda sevmediğiniz şeyleri, korkularınızı, fobilerinizi, endişelerinizi, içerlemelerinizi ve sizi ge­ren diğer şeyleri güvenle deneyebilirsiniz.

Bu hayali deneyimlerin, pasif gerilim akıtma ile tekrarlanarak çalışılması olumsuz tepkile­rinizi yoğunluğunu düşürebilir ve alışılmış kas gerilimini azaltabilir. Önce en az zahmetli olan sorunla çalışın. Daha sonra pasif gerilim akıtmayı, yavaş yavaş gerçek durumlarda da kullana­bilirsiniz. Ben, bu tekniği hiçbir olumsuz sonuçla karşılaşmadan onlarca yıldır kullandım ve kullanmaya devam ediyorum.

Geriliminizi belirli bir soruna göre ayarlamak için pasif gerilim akıtmayı kullanırken dikka­tinizi hayali olay ve kas geriliminiz arasında bölün. Önce en az zahmetli sorunla uğraşın. Ör­neğin eğer bir gürültü ise sizi en az rahatsız eden gürültüyü seçin ve zamanla adım adım ilerle­yerek daha çok rahatsız eden gürültülere geçin. Kazanabileceğiniz savaşları seçtiğinizde derece derece güçlenirsiniz. Eğer güne iyi karma ile başlamak isterseniz sabah ilk iş olarak hayali bir sahnede güncel bir sorun ile uğraşarak hem pasif gerilim akıtmayı hem de aktif gerilim tahliye­sini yapın. Sorunlar ile hayalinizde sakince yüzleşme becerisi gün boyunca karşılaştığınız ger­çek durumlardaki tepkinizi geliştirecektir.

Beklentiler

İki kısımlı bu sistematik gevşeme yöntemi birkaç kez yaparak bütün sinirsel gerilimleri- nizden tamamen kurtulamazsınız. Gerilim tepkileriniz sizin o kadar parçanız olmuştur ki ta­mamıyla yok olmalarım beklemek mantıksız olur. Örneğin sorunlu durumlarda karnınızdaki gerilme o kadar hızlı olabilir ki siz daha ne olduğunun farkına varamadan hazırlıksız yakalaya­bilir. Hayat boyu süren strese yanıt olarak boyun ve omuzlarınızda gerilim olması alışkanlığı o kadar sinsice gerçekleşir ki çoğu zaman farkına bile varamayabilirsiniz. Uyku da bilinçsiz geri­lim alışkanlıklarınızın kaçınılmaz olarak kurbanı olabileceğiniz diğer bir yerdir.

Belirli şartlarda yöntemi kullanabiliyor olsanız bile genel bir gelişme görebilmek biraz za­man alabilir. Eğer devam ederseniz zamanla gerilimde genel bir düşüş ve rahatsız edici şeyler ile algılanan tehditlere karşı tepkinizin yoğunluğunda bir düşüş olduğunu fark edeceksiniz. Eğer motivasyonunuz yeterinde güçlü ise ve bilgiyi devamlılıkla uygulama kapasiteniz varsa ben, sistematik gevşemenin profesyonel yardım olmadan öğrenilebileceğine ve uygulanabileceğine inanıyorum. Ama eğer psikolojik sorunlarınız şiddetli ise veya pasif gerilim akıtma fikrinden kuşkulu iseniz sezgilerinize güvenin ve ondan uzak durun. Veya size bu konuda yardım edebi­lecek profesyonel, bir danışman bulabilirsiniz. Aslında bir profesyonel bu bölümün içeriği ile çok ilgilenebilir. İnternette geniş kapsamlı bir araştırma ve psikoloji ile ilgili düzinelerce kitabı dikkatle okuduktan sonra, hiçbir terapinin kas gerilimine olan özel ilgisi bakımından pasif ge­rilim akıtmaya benzemediğini keşfettim.

Sistematik gevşemedeki başarınız onu ne kadar uyguladığınız ile yakından ilişkilidir, kendi­nizi yenilerini öğrenmeye vermediğiniz sürece eski alışılagelmiş tepkilerinizin geri gelmesi ka­çınılmazdır. Sistematik gevşeme hayatınızın bir parçası, neredeyse düşünmeden yaptığınız bir şey olmalıdır. Kendi kendine yapılan tetik nokta masajı gibi bu sistemin de bir kere anladığı­nızda, biraz beceri kazandığınızda ve hayatınıza tamamen entegre ettiğinizde aşırı derecede ko­lay olduğunu göreceksiniz.

Bunların hiçbirisinden devamlı olarak gevşemiş olmayı amaçlamanız gerektiği anlamını çı­karmayın. Bu mümkün değildir ve gerçekten cazip de değildir. Gerilim, (kuvvetli hareketleri­nizdeki belirli bir miktar sinirsel gerilim bile) anlamlı bir hayat için gereklidir. Sizin için sorun sadece bu gerilimin aşırı olmasıdır. Buradaki esas şey, eğer daha az fiziksel ve duygusal acı çek­mek ve daha az ve idare edilebilir tetik noktalarınız olsun istiyorsanız, gereksiz alışılagelmiş kas gerilimi ile baş etmeyi öğrenmeyi amaçlamanız gerektiğidir.

Sonsöz

Bu kitabı yazarak tetik noktalar ve yansıyan ağrı ile ilgili bildiğim her şeyi avuçlarınıza koy­dum. Bunun kendine güvenli ve ağrısız olmayı arayışınızda devamlı ve güvenilir bir kaynak olacağına inanıyorum. Şimdiye kadar benim ağrı ile savaşma yöntemlerimin güvenli ve pratik, kazanımlarının da çabuk, net ve inkar edilemez olduğunu gördünüz. Şimdi hedefim -ve uma­rım sizinki de olur- tetik noktalar hakkındaki sözlerimi dünyanın her köşesine ulaştırmaktır.

Size önerim, tetik nokta terapisinde deneyim kazanmaya başladıkça kendi ihtiyaçlarınızın ötesine geçmeniz ve bu kitaptan öğrendiklerinizi diğer insanlara aktarmanızdır. Neredeyse her insan yaralanır buna arkadaşlarınız, komşularınız, ebeveynleriniz, çocuklarınız, manavda gör­düğünüz insanlar ve hatta doktorunuz ile masaj uzmanınız da dahildir. Çoğu insanda bir çeşit kronik sızı veya tekrarlayan ağrılar vardır: baş ağrıları, sırt ağrıları, ayak ağrıları -adını siz ko­yun. Hepsinin sizin tetik noktalar ve yansıyan ağrılar hakkında bildiklerinizi bilmeye ihtiyaç­ları vardır. Bu değerli bilgiyi paylaşmayı amaçlayın. Eğer birisi karpal tünel sendromu olduğu düşünüldüğü için ameliyat olacaksa onlara elleri ve parmaklarındaki uyuşma ve ağrının sebe­bi olabilecek skalene ve diğer kaslardaki tetik noktaları nasıl bulacaklarını gösterin. Eğer birisi, dizlerindeki ağrılar yüzünden egzersizlerini bırakmak zorunda kaldığından şikayet ederse on­lara sorunun kaynağı olabilecek kuadriseps tetik noktalarını nasıl bulacaklarını gösterin. Eğer birisinin alt sırtında ağrı varsa ve gluteus medius kaslarına masaj yaparak nasıl düzelteceğini bilmiyorsa bunu bir sır olarak saklamayın! Tetik noktalar hakkında bildikleriniz birisini sade­ce acıdan değil bir sürü para harcamaktan da kurtarabilir.

Miyofasiyel ağrı konusunu doktorunuzla da görüşün. Tetik nokta terapisinin kenarda bir yerlerde bekleyen bir alternatif tıp çeşidi değil tıbbi pratiğin bir parçası olma zamanı çoktan geldi. Hekimler, tetik noktalan teşhis etmekte beceri kazandıklarında ve elle yapılan uygun te­davileri önermeye başladıklarında, yan etkileri ve aşırı yüksek maliyetleri ile farmasotik ağrı ke­sicilerle yapılan tedavilere daha az ihtiyaç olacaktır.

Tetik nokta terapisindeki başarınızı diğer sağlık uzmanlarına anlatmak için fırsat kollayın. Çoğu masaj uzmanı, osteopat, fizik tedavi uzmanı ve masaj terapisti tetik noktaları bilir ama pek azı kendi kendine tedavinin kendi yöntemlerinin tamamlayıcısı olarak ne kadar güçlü ve etkili olduğunu fark eder. Tetik nokta terapisinin sağlık meslekleri arasında nihai olarak kabul edilmesini sağlayacak olan halktır ama halkı bilgilendirmek tamamen kişisel çabalarla olabil­mektedir. Mesleki birliğinize tetik noktalar ve yansıyan ağrılar konusunda bir makale yazma­yı düşünün.

insanlar ilk başta tetik noktalara kuşkuyla bakacaktır, en iyi arkadaşlarınız ve en yakın ak­rabalarınız bile. Devamlı olarak medya tarafından bize her derde deva yöntemler sunulmakta­dır ve herkes abartılı iddialara karşı kuşkuyla yaklaşmaktadır. Bunun sonucu olarak iyi bir bil­gi geldiğinde anlamamız için kafamıza onunla altmış yetmiş defa vurulması gerekir. İnsanların sonunda dediğinize geleceğine ve eğer kibarca ısrar ederseniz tetik nokta terapisini deneyecek­lerine inanın. Dışarıda ağrı dolu bir dünya var. Dünyayı tetik noktalar hakkında eğitmeye siz de katılın. Bir fark yaratabilirsiniz.

Ankara Masaj Salonu Tekniği

Ankara Masaj Salonu tekniğinde döngüler

Ankara Masaj Salonu tekniğinde her hafta, kendi başına ve diğer haftalardan farklı programlanmıştır. Altı haftanın her biri o haftanın temasını yansıtacak şekilde isimlendirilmiştir. Haftalar Hazırlık, Mücadele, Dönüşüm, Yükseliş, Arınma ve Patlama İsimlerini taşımaktadır. Her bir hafta yolculuğunuzdaki bir etabı simgelerken, kendinden önce gelen aşamanın da üzerine ekleme yapar. Program size mantıklı kararlar vermeyi öğretir ve günlük öğünleriniz ile egzersiz planlarını­zın içine saklanmış özel stratejiler sunar; bazen bunları fark edecek­siniz, bazen edemeyeceksiniz. Ancak Ankara Masaj Salonu tekniğiyle yağlarınız­dan kurtulacaksınız. Tartıda azalan rakamları ve istediğiniz yerlerden -beliniz, bacaklarınız ya da kalçanız- inceldiğinizi göreceksiniz.

Deneyimlerime göre, takipçilerinden beslenme ve/veya egzersiz alışkanlıklarını aşırı değiştirmelerini isteyerek başlayan programlar uzun vadede çok az etkili oluyor. Uygulayanlar ya kendilerinden çok şey beklendiği için programın bir kısmını uygulayabiliyorlar ve bu da cesaretlerini kırdığı için programı bırakmalarına neden oluyor. Ankara Masaj Salonu tekniği birkaç gerçeği kabul ediyor, ilk olarak, kilo vermek kolay değil ve sinir bozucu. İkincisi, kimse mükemmel beslenmiyor veya egzersiz yapmıyor ve herhangi birinden mükemmel olmasını beklemek tam anlamıyla gerçekdışı. Üçüncüsü ise sert ve sınırlayıcı programlardansa, kişinin kolaylıkla uyum sağlayacağı bir program başarıyı getiriyor. Kimse sürekli kendini diyette hissetmek istemez!

Hazırlık haftası sizi planın geri kalanına hazırlıyor. Bu Ankara Masaj Salonu tekniğine giriş haftası. Öğün aralıklarının önemini, uygun atıştırma tekniklerini ve fazla kalori almadan açlığınızı bastırmayı öğrenecek­siniz. Bu haftada ortalama 1 kilo vereceksiniz. Eğer hedefiniz 9 kilo vermekse bu daha da az olabilir. Hedef kilonuza ne kadar uzak­sanız ve programa başlamadan önceki alışkanlıklarınız ne kadar kötüyse o kadar çok kilo verirsiniz. Bu açıklamaya uyan birçok kişi Hazırlık evresinde 3,5 ila 4,5 kg. verdiler. Programdakilerln yüzde 100’ü -vermeleri gereken kilo ne kadar olursa olsun- ankette yete­rince yemek yediklerini söylediler, hatta bazıları günlük mönüde yiyebileceklerinden fazla yiyecek olduğunu bile söylediler.

Alternatif Tedavi

Alternatif Tedavi

Hemen belirtmeliyim ki evrensel kadim tıpta bir hastalığı tedavi eden her şey ilaçtır. Buna bitkiler, renkler, taşlar, musiki gibi aklınıza gelen her şey dâhildir. Tıp - Alternatif Tıp terimlerini, ilaç sanayinin getirdiği yapay bir ayınm olarak görüyorum.

Ancak ehil insan azlığı nedeniyle şimdilik ben de aynı ayırıma bağlı kalacağım.

Son yıllarda gerek “önleyici tıp”, gerekse “tedavi edici tıp” yönünden, alternatif tedavi yöntemleri insanların ilgisini çekmeye başladı. Bunun en önemli sebebi, kimyasal ilaçların tedavi edici etkileri yanında, iyileş­tirici etkisinin en az on katı oranında, vücut (beden ve ruh) dengesini bozucu etkilerinin de bulunması. İlaçların yan etkileri, prospektüste ya­zılanlarla sınırlı değil. İlaçlara bitkisel veya topraksal mineraller dışında öyle elemanlar katılıyor ki vücudumuzdaki tüm sistemler bir araya ge­liyor ve serbest radikaller haline gelen bu zararlı yan maddeleri beden­den atamıyor. Atamayınca da karaciğerde, dalakta, deride, kemiklerde… biriken bu yığıntılar, organları ve sistemleri çalışamaz hale getiriyor.

İlaçlardaki yan etki furyası, “bir hastalığı iyileştirirken, aynı vücutta başka hastalıklar oluştur ki yeni ilaçlar satılabilsin” düşüncesinin varlı­ğını çağrıştırmaktadır.

Mıknatıs kullanılarak yapılan ağn yelekleri, güç bilekliği, jinsei gibi yapay ürünleri de, olumsuz yan etkileri zamanla ortaya çıkacak ilaç ka­tegorisinde kabul ediyorum.

Örneğin mıknatıs taşı kullanılarak oluşturulan bel ve boyun ağrılarını

giderici veya hafifletici yelek veya bandajlar bu ağrıların giderilmesinde yararlı olacaktır. Ancak mıknatıs manyetik bir materyaldir. Merkezi ve periferik sinir sistemi ile kalp, elektriksel akım sistemiyle çalışır. Mık­natıs taşının kullanımının bu elektriksel sistemde kısa devreler oluştur­ma riski ise çok yüksektir. Ağrılardan kurtulmaya çalışırken epilepsi, kalp krizi, beyinle organlar arasındaki sinirsel iletişimin kesilmesi gibi olumsuzluklarla karşılaşabilirsiniz. Oysa aynı ağnlar, belirttiğim yan et­kileri göstermeyen Ametist, Malakit, Kaplangözü, Kalsit gibi taşlarla da giderilebilmektedir. Ancak ticari olarak düşünüldüğünden mıknatıs taşı (özellikle de yapayları) daha ucuza mal olmaktadır.

Alternatif tedavi yöntemleri, aslında önleyici enerji verecek şekilde ve asıl tedavi yanında yardımcı bir tedavi olarak uygulanacakken, ilaç şir­ketlerinden birçoğunun yalnızca büyük paralar kazanmayı amaç haline getirmesi ve bazı doktorların buna alet olması nedeniyle “alternatif’ yani asıl tedavinin yerine geçen tedavi haline gelmek üzeredir.

“Daha az emek, daha çok gelir” düşüncesi, en küçük örneğiyle istisnai doğum şekli olan sezeryanla doğumu yaygmlaştırmıştır. Her hastayım diyen için öncelikle ameliyatı düşünmek de gelenekleşmektedir.

Burada bir örnek olay anlatmam gerekiyor:

2012 yılı başlarında bir hanımefendi ile eşi geldiler. Hanımefendi mide kanseri. Raporlarına göre mide duvarları kalınlaşmış, mide içinde 8 cm ci­varında tümör al lezyon ve midenin bir bölümü doku deformasyonu nedeniyle içe çökmüş. Takılan ve masaj taşlarını hazırlayıp veriyorum. İki ay sonra telefonum çalıyor. Arayan Hanımefendinin eşi. Önce müjdeli haberi veriyor: Lezyon tümüyle yok olmuş, çökme ve duvar kalınlaşması ortadan kalkmış. Bunları söyledikten sonra diyor ki “Haşan Bey, doktorlar raporları incelediler ve hasta iyileşmiş ama bizim yine de midenin yüzde seksenini almamız ge­rekiyor, dediler.” Şaşkınlıkla “Niye?” diyorum. Diyor ki “Ben de aynı soruyu sordum. Cevap olarak da nüksetme ihtimaline karşı almamız gerekiyor, de­diler. ” “Bunu yaparlarsa nüksetme ihtimali tümüyle ortadan kalkacak mıy­mış?” diye soruyorum tekrar. “Hayır” diyor, “böyle bir garantisi yokmuş.” Özellikle özel hastaneler daha fazla para kazanmak uğruna ipin ucunu ka­çırmaya başladılar.

Masajın Tarihi

Hollanda da Metzger, Amerika da Mitchell ve Kellog, İngiltere de Cyriax ve Mennel masaj üzerinde önemli ça­lışmalarda bulunmuş diğer araştırmacılardır.

Masaj hakkındaki Çin yapıtları ilk olarak batıda ilgi görmüş, Fransızcaya çevrilmiştir. Günümüz masaj terminolojisinin bü­yük ölçüde Fransızca’nın etkisinde olması bu nedenledir.

Klasik masajın temelini 1893 yılında yayınladığı masaj kitabıyla Albert Hoffa kurmuştur. Kitabından masaj manipulas-yonları öfloraj, petrisaj, friksiyon, tapotement ve vibrasyon olmak üze­re beş grupta ele alınmıştır.1 Vücudu anatomik bölgelere ayırarak ve belli bir sistematikle uygulanan Hoffa teknikli masaj daha sonra “Goch Okulu” tarafından sürdürülmüştür. 1935′te Hoffa-Goch tekniği ismiyle bir masaj kitabı yayınlanmıştır. 19376e Strock bu tekniği geliştirmiş- Şekil 1-7. Prof. Dr. Albert Hoffa tir.

İşte bu Hoffa-Goch-Strock tekniği klasik masajın temelini oluşturmuştur.

Klasik masajın olgunlaşması sürecinde ve daha sonraları özel bir takım manipulasyonlar içeren masaj teknikleri geliştirilmiş­tir. Örneğin; W. Ruhman (1929) ve Cornélius “Basınç Masajı” ile deri üzerinde basınç uygulamıştır. P. Vogler ve H. Kraus “Periost Masajı” ile tedavisi amaçlanan bölgeye en yakın kemik üzerine kuvvetli friksiyonlarla basınç yaparak sonuç almak istemişlerdir.

Kibler, Glaser ve A.W. Dalicho “Segmentai Masaj” dedikleri yöntemle deri ve deri altı dokuyu kaldırarak segmentler üzerinde etki yapmak istemişlerdir.

Fizyoterapist Elizabeth Dicke (1942) kendi üzerinde deneye­rek geliştirdiği “Konnektif Doku Masajı” ile dolaşım bozuklukların­da etkili bir tedavi masajı geliştirmiştir.

Tüm bunlarla birlikte teknolojik gelişmelere bağlı olarak me­kanik ve elektronik masaj aletleri üretilmiştir.

Ankara ilinde kızılay, çankaya, bahçelievler de masaj salonu ve masöz bilgileri yer almaktadır